HIZLI MENÜ

Devlet Personel Başkanlığı Mütalaaları 16 - Hastalık ve Refakat İzni

Tarih : 00-00-0000 00:00 - Ekleyen : Engin Keskin


HASTALIK VE REFAKAT İZNİ


Özet: 18 aylık hastalık izni süresinin bitiminde çalıştığı kuruma iyileştiğine dair raporu ya da hastalığının devam ettiğine dair resmi sağlık kurulu raporunu ibraz etmeyen memurun çekilmiş sayılıp sayılmayacağı hk. (25/04/2011-8596)

Kurumunuzda yurt yönetim memuru olarak görev yapan ve değişik tarihlerde psikiyatrik rahatsızlıklara dayalı olarak hastalık izni alan …’un 18 aylık hastalık izni süresinin bitiminde göreve başlayabilmesi için iyileştiğine dair sağlık raporu veya psikiyatri alanında hastalığının devam ettiğine dair sağlık kurulu raporu ibraz etmediğini belirten ve ilgilinin memuriyetten çekilmiş sayılıp sayılmayacağı hususunda görüş talep eden ilgi yazı ve eki incelenmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Hastalık ve refakat izni” başlıklı 105 inci maddesinde; “Memura, aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı hâlinde onsekiz aya kadar, diğer hastalık hâllerinde ise oniki aya kadar izin verilir. 
Memurun, hastalığı sebebiyle yataklı tedavi kurumunda yatarak gördüğü tedavi süreleri, hastalık iznine ait sürenin hesabında dikkate alınır.
Bu maddede yazılı azamî süreler kadar izin verilen memurun, bu iznin sonunda işe başlayabilmesi için, iyileştiğine dair raporu (yurt dışındaki memurlar için mahallî usûle göre verilecek raporu) ibraz etmesi zorunludur. İzin süresinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmî sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izni, birinci fıkrada belirtilen süreler kadar uzatılır, bu sürenin sonunda da iyileşemeyen memur hakkında emeklilik hükümleri uygulanır. 
Bunlardan gerekli sağlık şartlarını yeniden kazandıkları resmî sağlık kurullarınca tespit edilen ve emeklilik hakkını elde etmemiş olanlar, yeniden memuriyete dönmek istemeleri hâlinde, niteliklerine uygun kadrolara öncelikle atanırlar…” hükmüne yer verilmek suretiyle, uzun süreli tedaviye ihtiyaç gösteren hastalık sebebiyle 18 ay hastalık izni verilenlerin; göreve başlayabilmeleri için bu sürenin bitiminde çalıştıkları kuruma iyileştiklerine dair raporu ibraz etmelerinin zorunlu olduğu, 18 aylık süre sonunda da iyileşemeyenlerin hastalıklarının devam ettiğinin resmi sağlık kurulu ile belgelendirmesi halinde 18 ay daha hastalık izni verileceği belirtilmiştir.
Diğer taraftan, mezkur Kanunun “Çekilme” başlıklı 94 üncü maddesinde; “… Mezuniyetsiz veya kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin kesintisiz 10 gün devam etmesi halinde, yazılı müracaat şartı aranmaksızın, çekilme isteğinde bulunulmuş sayılır…” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; psikiyatrik rahatsızlıklara dayalı olarak 18 ay hastalık izni verilen ve bu sürenin sonunda iyileştiğine dair sağlık raporu veya hastalığının devam ettiğine dair resmi sağlık kurulu raporu ibraz etmeyen ilgilinin, 657 sayılı Kanunun 94 ünci maddesi uyarınca Kurumunuzca kabul edilebilir mazereti olmaksızın görevini terk etmesi ve bu terkin kesintisiz 10 gün devam etmesi kaydıyla, çekilmiş sayılması gerektiği mütalaa edilmektedir.


Özet: Devlet memurlarının mesai saatleri içinde memuriyet mahalli dışındaki sağlık hizmeti sunucularının acil servislerinden aldığı hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilip çevrilemeyeceği hk. (07/09/2012-14312)

İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünüzde şef olarak görev yapan personelin 12/07/2012-27/07/2012 tarihleri arasında yıllık izin kullandığını, söz konusu personelin yıllık izninin bitimini takip eden 30/07/2012 Pazartesi günü göreve başlaması gerekirken ilgilinin bahsi geçene tarihte saat 13:23”te Sivas İli Gurun İlçesi Devlet Hastanesinin Acil Polikliniğinden 5 günlük hastalık raporu aldığını belirterek, bahsi geçen personelin mesai saatleri içinde memuriyet mahalli dışından almış olduğu hastalık raporunun hastalık iznine çevrilip çevrilemeyeceği hususunda görüş talep edilen ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 105 inci maddesinin altıncı fıkrasına istinaden hazırlanarak 22/8/2011 tarihli ve 2011/2226 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen ve 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında;  “Hastalık izni verilebilmesi için hastalık raporlarının, geçici görev ve kanunî izinlerin kullanılması durumu ile acil vakalar hariç, memuriyet mahallindeki veya hastanın sevkinin yapıldığı sağlık hizmeti sunucularından alınması zorunludur.” hükmü,  söz konusu madeninin beşinci fıkrasında ise “   Bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır. 
Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, mezkur Yönetmelikte belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere Devlet memurlarının mesai saatleri içinde memuriyet mahalli dışından aldığı hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilmesi mümkün bulunmamakta olup, bahsi geçen personelin yıllık izninin bitimini takip eden 30/07/2012 Pazartesi günü mesai saatinde görev yerinde bulunması gerekirken yıllık iznini geçirdiği Sivas İlinde kalarak Pazartesi günü saat 13:23”de acil polikliniğinden almış olduğu hastalık raporunun hastalık iznine çevrilemeyeceği mütalaa edilmektedir. 


Özet: Hastalık raporunu Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte belirtilen süre içinde çalıştığı kuruma iletmeyen memura uygulanacak işlem hk. (17/11/2011-19238)

Devlet memurlarına tek hekim tarafından 10 gün süreyle verilen hastalık raporlarının bitiminde yapılan kontrol muayenesi sonucunda tekrar 10 günlük rapor verildiğini, ikinci 10 günlük istirahat süresinin eski rapora yazıldığını, bu sebeple eski raporun istirahat süresince Devlet memurunda kaldığını ve Kurumunuzun zamanında bilgilendirilmediği belirterek, memurlara verilecek ikinci on günlük istirahat raporlarının yazım şekli hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği  ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun hastalık ve refakat iznini düzenleyen 105 inci maddesinin altıncı fıkrasında “Hastalık raporlarının hangi hallerde, hangi hekimler veya sağlık kurulları tarafından verileceği ve süreleri ile bu konuya ilişkin diğer hususlar, Sağlık, Maliye ve Dışişleri Bakanlıkları ile Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşleri alınarak Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirlenir.” hükmü yer almaktadır.   Söz konusu hüküm gereğince hazırlanarak 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Hastalık raporu ve izin süreleri” başlıklı 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında, “Memurlara tek hekim raporu ile bir defada en çok on gün rapor verilebilir. Raporda kontrol muayenesi öngörülmüş ise kontrol muayenesi sonrasında tek hekim tarafından en çok on gün daha rapor verilebilir.” hükmü,  “Hastalık izni verilmesi” başlıklı 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, “3)Kamu hizmetlerinde aksamaya yol açılmaması ve bu Yönetmelik ile belirlenen usûl ve esaslara uygunluğunun tespit edilebilmesi için, hastalık raporlarının aslının veya bir örneğinin en geç raporun düzenlendiği günü takip eden günün mesai saati bitimine kadar elektronik ortamda veya uygun yollarla bağlı olunan disiplin amirine intikal ettirilmesi; örneği gönderilmiş ise, rapor süresi sonunda raporun aslının teslim edilmesi zorunludur. Yıllık iznini yurtdışında geçiren memurların aldıkları hastalık raporları, dış temsilciliklerce onaylanmalarını müteakip en geç izin bitim tarihinde disiplin amirlerine intikal ettirilir.” hükmü,  “Hüküm bulunmayan haller” başlıklı 11 inci maddesinde ise,  “Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hâllerde 5510 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı çerçevesinde işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır. 
Diğer taraftan, 657 sayılı Kanunun “Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinde “Devlet memurları kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.”  hükmü yer almakta, 124 üncü maddesinin ikinci fıkrasında ise,  kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile  kanunların,  tüzüklerin  ve yönetmeliklerin  Devlet memuru  olarak  emrettiği  ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre mezkur Kanunun 125 nci maddesinde sıralanan disiplin cezalarından birisinin verileceği belirtilmektedir. 
Yukarıda yer verilen hükümler ve açıklamalar çerçevesinde,  
- Devlet memurlarına tek hekim tarafından verilen ve kontrol muayenesi öngörülen hastalık raporlarının aslının veya bir örneğinin en geç raporun düzenlendiği günü takip eden günün mesai saati bitimine kadar elektronik ortamda veya uygun yollarla bağlı olunan disiplin amirine intikal ettirilmesi gerekmekte olup;  örneği gönderilmiş ise, rapor süresi sonunda raporun aslının teslim edilmesinin zorunlu olması sebebiyle, tek hekim tarafından verilen ve kontrol muayenesi öngörülen raporun, aslını veya bir örneğini söz konusu süre içerisinde Kurumunuza iletmeyen ilgili hakkında 657 sayılı Kanunun 125 nci maddesi çerçevesinde işlem yapılabileceği,
- tek hekim tarafından kontrol muayenesi sonrasında verilen hastalık raporlarının yazım şekli hususunda ise Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından görüş alınması gerektiği,
mütalaa edilmektedir. 


Özet: Mesai saatleri dışında memuriyet mahalli dışındaki sağlık hizmeti sunucuları acil servisleri tarafından verilen hastalık raporunun geçerli olup olmadığı, hastalık izni içinde memuriyet mahalli dışından alınan raporların geçerli olup olmadığı hk. (10/01/2012-25118)

Bakanlığınızda laborant olarak görev yapan  …’ın 17/12/2011-18/12/2011 tarihleri arasındaki hafta sonu tatilini geçirmek üzere il dışına çıktığını, 19/12/2011 tarihinde saat 07:20’de Eskişehir Devlet Hastanesi Acil Servisine başvurarak 19/12/2011-21/12/2011 tarihleri arasında kullanılmak üzere 3 günlük rapor aldığını, bu raporu takiben 21/12/2011 tarihinde de Eskişehir İyiler Ana Sağlık Merkezindeki 26-14-042 nolu Aile Hekimi … tarafından ilgiliye 21/12/2011-30/12/2011 tarihleri arasında kullanılmak üzere 10 günlük rapor verildiğini belirterek, söz konusu raporların geçerli olup olmadığı ile ilgilinin 19/12/2011 tarihinde almış olduğu hastalık raporunun hastalık iznine çevrilip çevrilemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin altıncı fıkrasına istinaden hazırlanarak 22/8/2011 tarihli ve 2011/2226 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen ve 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında;  “Hastalık izni verilebilmesi için hastalık raporlarının, geçici görev ve kanunî izinlerin kullanılması durumu ile acil vakalar hariç, memuriyet mahallindeki veya hastanın sevkinin yapıldığı sağlık hizmeti sunucularından alınması zorunludur.” hükmü,  söz konusu madeninin beşinci fıkrasında ise “   Bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır. 
Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, Devlet memurlarının mezkur Yönetmelikte belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere mesai saatleri haricinde memuriyet mahalli dışında;
- Resmi sağlık hizmeti sunucularından almış oldukları hastalık raporlarının ancak acil servisleri tarafından düzenlenebilecek olması sebebiyle söz konusu raporların hastalık iznine çevrilmesi gerektiği,
- Özel sağlık hizmeti sunucularından almış oldukları hastalık raporlarının ise acil servislerce düzenlenmiş olması halinde hastalık iznine çevrilmesi gerektiği, acil servisler dışında düzenlenen hastalık raporlarının hastalık  iznine çevrilemeyeceği,
 mütalaa edilmektedir.
Diğer taraftan, mezkur Yönetmelikte belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere mesai saatleri içinde memuriyet mahalli dışından alınan hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilmesi mümkün bulunmamaktadır.  
Bu itibarla, 
- Bakanlığınız personelinin 19/12/2011 tarihinde saat 07:20’de Eskişehir Devlet Hastanesinin Acil Servisine başvurarak 19/12/2011-21/12/2011 tarihleri arasında kullanılmak üzere aldığı (3) günlük hastalık raporunun,  mesai saatleri haricinde memuriyet mahalli dışındaki resmi sağlık hizmeti sunucu acil servisi tarafından verilmesi sebebiyle söz konusu raporun hastalık iznine çevrilmesi gerektiği,
- mezkur Yönetmeliğin 7 nci maddesinin altıncı fıkrasına göre Devlet memurunun kanuni izinlerini(hastalık izni de dahil) kullanması sırasında memuriyet mahalli dışındaki sağlık hizmeti sunucularından aldığı hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilmesi gerektiğinden,  Eskişehir İyiler Ana Sağlık Merkezinde 26-14-042 nolu .. tarafından 21/12/2011 tarihinde ilgiliye verilen 10 günlük raporun hastalık iznine çevrilmesi gerektiği,
mütalaa edilmektedir. 

        
Özet: Hafta sonu tatili ve bayramlarda memuriyet mahalli dışına çıkan Devlet memurlarının rahatsızlanarak hastalık raporu alması halinde söz konusu raporların hastalık iznine çevrilip çevrilmeyeceği hk.(19/03/012-4586)

6111 sayılı Kanun ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “İkamet mecburiyeti” başlıklı ek 20 nci maddesinin yürürlükten kaldırılması sebebiyle Devlet memurlarının yetkili amirden izin almadan hafta sonu tatili ve bayramlarda memuriyet mahalli dışına çıkabildiğini belirterek, hafta sonu tatili ve bayramlarda memuriyet mahalli dışına çıkan Devlet memurlarının rahatsızlanarak hastalık raporu alması halinde söz konusu raporların hastalık iznine çevrilip çevrilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin altıncı fıkrasına istinaden hazırlanarak 22/8/2011 tarihli ve 2011/2226 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen ve 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında;  “Hastalık izni verilebilmesi için hastalık raporlarının, geçici görev ve kanunî izinlerin kullanılması durumu ile acil vakalar hariç, memuriyet mahallindeki veya hastanın sevkinin yapıldığı sağlık hizmeti sunucularından alınması zorunludur.” hükmü,  söz konusu madeninin beşinci fıkrasında ise “   Bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır. 
Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, mezkur Yönetmelikte belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere hafta sonu tatili, ulusal, resmi ve dini bayram günleri ile genel tatil günlerinde memuriyet mahalli dışına çıkan Devlet memurlarının memuriyet mahalli dışındaki; 
- Resmi sağlık hizmeti sunucularından almış oldukları hastalık raporlarının ancak acil servisleri tarafından düzenlenebilecek olması sebebiyle söz konusu raporların hastalık iznine çevrilmesi gerektiği,
- Özel sağlık hizmeti sunucularından almış oldukları hastalık raporlarının ise acil servislerce düzenlenmiş olması halinde hastalık iznine çevrilmesi gerektiği, acil servisler dışında düzenlenen hastalık raporlarının hastalık  iznine çevrilemeyeceği,
 mütalaa edilmektedir.
Diğer taraftan, mezkur Yönetmelikte belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere mesai saatleri içinde memuriyet mahalli dışından alınan hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilmesi mümkün bulunmamaktadır.  

Özet: Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte geçen “memuriyet mahalli” ifadesinin tanımı ile ikamet adresi ile memuriyet mahalli farklı olan memurun ikamet adresinden aldığı hastalık raporunun geçerli olup olmadığı hk.(16/05/2012-6855)

Kurumunuz bünyesinde çalışan bazı personelin ikamet adresinin memuriyet mahallinde olmayıp çevre il ve ilçelerde bulunduğundan (Örneğin Polatlı Şube Müdürlüğünde çalışan personelin ikametgahının Ankara Merkezinde, Adana Şube Müdürlüğünde çalışan personelin ise ikametgah adresinin Osmaniye İlinde olabildiğinden) bahisle, memurun ikamet mahallinde hastalanması halinde memuriyet mahalline gitmeyerek ikamete dayalı olarak tespit edilen aile hekiminden alacağı istirahat raporunun, Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre geçerli olup olmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin altıncı fıkrasına istinaden hazırlanarak 22/8/2011 tarihli ve 2011/2226 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen ve 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında;  “Hastalık izni verilebilmesi için hastalık raporlarının, geçici görev ve kanunî izinlerin kullanılması durumu ile acil vakalar hariç, memuriyet mahallindeki veya hastanın sevkinin yapıldığı sağlık hizmeti sunucularından alınması zorunludur.” hükmü,  söz konusu madeninin beşinci fıkrasında ise “   Bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır. 
Ayrıca,  25/05/2010 tarih ve 27591 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Uygulaması Yönetmeliğinin 8’inci maddesinin beşinci fıkrasında; “Sürekli ikamet ettiği bölgeden uzakta kalacak kişi veya geçici süre ile Türkiye’de ikamet edecek olan kişi, kendisine yakın konumdaki bir aile hekiminden misafir olarak sağlık hizmeti alır. Ancak 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa tabi olan ilçeler misafir uygulaması bakımından tek bölge kabul edilir. Aile hekimi misafir kişiler için herhangi bir ücret talep edemez.” hükmü yer almakta olup, sürekli ikamet ettiği bölgeden uzakta kalacak Devlet memuru kendisine yakın konumdaki bir aile hekiminden misafir olarak sağlık hizmeti alabilmektedir.
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde,
- mezkur Yönetmeliğin 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında geçen “memuriyet mahallindeki sağlık hizmeti sunucuları” ifadesinden memurun görev yaptığı ilin sınırları içinde bulunan sağlık hizmeti sunucularının anlaşılması gerekmekte olup, Ankara”nın Polatlı İlçesinde görev yapan Devlet memurunun ikametgahının bulunduğu Ankara merkezdeki aile hekiminden aldığı raporun bahsi geçen Yönetmelikte belirtilen diğer hükümlere de uygun olması halinde hastalık iznine çevrilmesi gerektiği,
-mezkur Yönetmelikte belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere, mesai saatleri içinde memuriyet mahalli dışındaki sağlık hizmeti sunucularından alınan (hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilmemesi gerekmekte olup, Adana Şube Müdürlüğünde çalışan Devlet memurunun ikametgah adresi olan Osmaniye İlindeki aile hekiminden mesai saatleri içinde aldığı hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilemeyeceği, 
mütalaa edilmektedir.


Özet: Doğum sonrası analık izninin bitiminde göreve başlamadan alınan hastalık raporları  ile kullanmış olduğu hastalık izninin bitiminde çalışır denildiği halde tekrar alınan hastalık raporunun hastalık iznine çevrilip çevrilmeyeceği hk. (15/06/2012-10056)


Doğum sonrası analık izninin bitiminde göreve başlamadan alınan hastalık raporları  ile kullanmış olduğu hastalık izninin bitiminde çalışır denildiği halde tekrar alınan hastalık raporunun hastalık iznine çevrilip çevrilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 104 üncü maddesinin (A) bendinde, “Kadın memura; doğumdan önce sekiz, doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı hafta süreyle analık izni verilir. Çoğul gebelik durumunda, doğum öncesi sekiz haftalık analık izni süresine iki hafta eklenir. Ancak beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesine kadar sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memur, isteği hâlinde doğumdan önceki üç haftaya kadar kurumunda çalışabilir. Bu durumda, doğum öncesinde bu rapora dayanarak fiilen çalıştığı süreler doğum sonrası analık izni süresine eklenir. Doğumun erken gerçekleşmesi sebebiyle, doğum öncesi analık izninin kullanılamayan bölümü de doğum sonrası analık izni süresine ilave edilir. Doğumda veya doğum sonrasında analık izni kullanılırken annenin ölümü hâlinde, isteği üzerine memur olan babaya anne için öngörülen süre kadar izin verilir.” hükmü yer almaktadır. 
Diğer taraftan, 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin altıncı fıkrasına istinaden hazırlanarak 22/8/2011 tarihli ve 2011/2226 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen ve 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Hastalık raporlarının verilmesi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında, “Memurların hastalık raporlarının, 5510 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatında belirtilen usûl ve esaslar çerçevesinde kendilerini tedavi eden kurum tabipliği, aile hekimliği veya SGK ile sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları tarafından düzenlenmesi esastır.
(2) SGK ile sözleşmesi bulunmayan sağlık hizmeti sunucuları tarafından verilen ve istirahat süresi on günü geçmeyen raporlar, SGK ile sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusu hekim tarafından, istirahat süresi on günü aşan raporlar ise SGK ile sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusu sağlık kurulunca onandığı takdirde geçerli olur.” hükmü, 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında, “Memurlara tek hekim raporu ile bir defada en çok on gün rapor verilebilir. Raporda kontrol muayenesi öngörülmüş ise kontrol muayenesi sonrasında tek hekim tarafından en çok on gün daha rapor verilebilir.” hükmü,  6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında, “Kontrol muayenesi sonrası hastalığın devam etmesi sebebiyle verilecek hastalık raporlarının on günü aşması durumunda bu raporun sağlık kurulunca verilmesi zorunludur.” hükmü yer almaktadır. 
Ayrıca, mezkur Yönetmeliğin 7 nci maddesinin beşinci fıkrasında ise, “ Bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır. 
Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, 
- doğum sonrası analık izninin bitiminde hastalık raporu alabilmek için göreve başlamaya gerek olmadığı, doğum sonrası analık izninin bitiminde göreve başlamadan alınan hastalık raporlarının Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”te belirlenen usul ve esaslara uygun olması halinde hastalık iznine çevrilmesi gerektiği,
- tek hekim tarafından verilen raporda kontrol muayenesi yapılacağı yazılmamasına rağmen rapor süresinin bitiminde ilk hastalığın devamı veya başka bir hastalığa yakalanma halinde alınan hastalık raporlarının mezkur Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uygun olması halinde hastalık iznine çevrilmesi gerektiği,
 mütalaa edilmektedir. 


Özet: Hafta sonu tatili, resmi veya dini bayramlarda memuriyet mahalli dışına(il dışı veya yurtdışı) çıkan Devlet memurunun il dışından veya yurtdışından almış olduğu hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilip çevrilmeyeceği ile  hafta sonu tatili, resmi veya dini bayram günlerini takip eden günün mesai saatleri içerisinde il dışındaki veya yurt dışındaki sağlık hizmeti sunucularından alınmış olan hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilip çevrilmeyeceği hk.(01/10/2012-15710)


1- Hafta sonu tatili, resmi veya dini bayramlarda memuriyet mahalli dışına(il dışına) çıkan Devlet memurunun il dışından almış olduğu hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilip çevrilmeyeceği,
2-  Hafta sonu tatili, resmi veya dini bayramlarda memuriyet mahalli dışına(yurt dışına) çıkan Devlet memurunun yurt dışından almış olduğu hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilip çevrilmeyeceği,
3- Hafta sonu tatili, resmi veya dini bayram günlerini takip eden günün mesai saatleri içerisinde il dışındaki veya yurt dışındaki sağlık hizmeti sunucularından alınmış olan hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilip çevrilmeyeceği, 
 hususlarında Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin altıncı fıkrasına istinaden hazırlanarak 22/8/2011 tarihli ve 2011/2226 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen ve 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Hastalık raporlarının verilmesi” başlıklı 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “Yurt dışında sürekli görevli memurlar ile geçici görevle veya bilgi ve görgüsünü artırmak, staj yapmak gibi sebeplerle yurt dışına gönderilen ya da yıllık izinlerini yurt dışında kullanırken hastalanan memurların hastalık raporları ilgili ülkenin mahallî mevzuatına göre düzenlenir.” hükmü, “Hastalık raporu ve izin süreleri” başlıklı 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrasında “Yurt dışında tek hekim veya sağlık kurulları, ilgili ülkenin mahallî mevzuatında tespit edilmiş süreler dâhilinde hastalık raporu düzenleyebilirler. Ancak bu şekilde alınan raporlara dayalı olarak birinci fıkradaki süreler dâhilinde hastalık izni verilebilmesi için raporun ve raporda belirtilen sürelerin o ülke mevzuatına uygunluğunun dış temsilciliklerce onaylanması zorunludur.” hükmü yer almaktadır. 
Ayrıca, adı geçen Yönetmeliğin “Hastalık izni verilmesi” başlıklı 7 nci maddesinin altıncı fıkrasında;  “Hastalık izni verilebilmesi için hastalık raporlarının, geçici görev ve kanunî izinlerin kullanılması durumu ile acil vakalar hariç, memuriyet mahallindeki veya hastanın sevkinin yapıldığı sağlık hizmeti sunucularından alınması zorunludur.” hükmü,  söz konusu maddenin beşinci fıkrasında ise “   Bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır. 


1- Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, mezkur Yönetmelikte belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere hafta sonu tatili, ulusal, resmi ve dini bayram günleri ile genel tatil günlerinde memuriyet mahalli dışına(il dışına) çıkan Devlet memurlarının memuriyet mahalli dışındaki; 
- Resmi sağlık hizmeti sunucularından almış oldukları hastalık raporlarının ancak acil servisleri tarafından düzenlenebilecek olması sebebiyle söz konusu raporların hastalık iznine çevrilmesi gerektiği,
- Özel sağlık hizmeti sunucularından almış oldukları hastalık raporlarının ise acil servislerce düzenlenmiş olması halinde hastalık iznine çevrilmesi gerektiği, acil servisler dışında düzenlenen hastalık raporlarının hastalık  iznine çevrilemeyeceği,
 mütalaa edilmektedir.
2- Mezkur Yönetmelikte belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere hafta sonu tatili, ulusal, resmi ve dini bayram günleri ile genel tatil günlerinde memuriyet mahalli dışına(yurt dışına) çıkan Devlet memurlarının yurt dışından almış oldukları hastalık raporunun ilgili ülkenin sağlık hizmeti sunucularının acil servisleri tarafından düzenlenmesi ve raporun o ülke mevzuatına uygunluğunun dış temsilciliklerce onaylanması kaydıyla hastalık iznine çevrilmesi gerektiği mütalaa edilmektedir. 
3- Mezkur Yönetmelikte belirtilen istisnalar saklı kalmak üzere hafta sonu tatili, ulusal, resmi ve dini bayram günleri ile genel tatil günlerini takip eden günün mesai saatleri içinde memuriyet mahalli dışından(il dışından veya yurt dışından) alınan hastalık raporlarının hastalık iznine çevrilmesi mümkün bulunmamaktadır.  



Özet: Hastalık Raporunun fen yönünden incelenmesi için hakem hastaneye sevk durumunda memurun kaç gün içinde hastaneye gitmesi gerektiği, 40 günü aşan tek hekim raporlarının sağlık kurulunca onay işleminin kim tarafından yapılacağı, sağlık kurulu raporunun bitiminde tek hekim raporu alınıp alınmayacağı hk.(05/10/2012-14654)

1- Devlet memurunun almış olduğu hastalık raporunun fen yönünden incelenmesi için hakem hastaneye sevk edilmesi durumunda bu personelin hakem hastaneye kaç gün içinde gitmesi gerektiği, 
2- Devlet memurunun almış olduğu  hastalık raporunun hakem hastane tarafından fenne aykırı olduğuna karar verilmesi halinde ilgililer hakkında nasıl bir işlem tesis edilmesi gerektiği,
3- Bir takvim yılı içinde toplam 40 günü aşan tek hekim raporlarının geçerli sayılabilmesi için resmi sağlık kurullarınca onaylanması gerektiğinden bahisle, söz konusu işlemin idare tarafından mı yoksa memur tarafından mı yapılacağı, 
4- Rahatsızlığından dolayı sağlık kurulu raporu alan bir memurun istirahat süresi dolmadan aynı veya başka bir rahatsızlıktan dolayı tek hekim raporu almasının usule uygun olup olmadığı,
 hususlarında Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
1-2- Bilindiği üzere, 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin altıncı fıkrasına istinaden hazırlanarak 22/8/2011 tarihli ve 2011/2226 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen ve 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Hastalık izni verilmesi” başlıklı 7 nci maddesinin yedinci fıkrasında; “Hastalık raporlarının fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt bulunması hâlinde, memur hastalık izni kullanıyor sayılmakla birlikte Sağlık Bakanlığınca belirlenen ve memurun bulunduğu yere yakın bir hakem hastaneye sevk edilir ve sonucuna göre işlem yapılır. Hakem hastane sağlık kurulları bu nitelikteki başvuruları öncelikle sonuçlandırır.” hükmü yer almaktadır. 
Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Çekilme” başlıklı 94 üncü maddesinde, “Devlet memuru bağlı olduğu kuruma yazılı olarak müracaat etmek suretiyle memurluktan çekilme isteğinde bulunabilir. Mezuniyetsiz veya kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin kesintisiz 10 gün devam etmesi halinde, yazılı müracaat şartı aranmaksızın, çekilme isteğinde bulunulmuş sayılır. 
Çekilmek isteyen memur yerine atanan kimsenin gelmesine veya çekilme isteğinin kabulüne kadar görevine devam eder. Yerine atanan kimse bir aya kadar gelmediği veya yerine bir vekil atanmadığı takdirde, üstüne haber vererek görevini bırakabilir. 
Olağanüstü mazeretle çekilenler, üstüne haber vermek şartıyla bir ay kaydına tabi değildirler.” hükmü yer almaktadır. 
Ayrıca, özürsüz olarak göreve gelmeme hali 657 sayılı Kanunun 125 nci maddesinin (C) ve (D) bentlerinde göreve gelinmeyen gün sayısına göre farklı disiplin cezalarına konu edilmiş, aynı maddenin (E) bendinde ise özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmeyenlerin bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarılacakları belirtilmiştir. 
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, 
- Devlet memurunun almış olduğu hastalık raporunun fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt bulunması hâlinde kamu kurum ve kuruluşlarınca söz konusu raporların hastalık iznine çevrilmemesi gerektiği değerlendirilmekte olup, bahsi geçen hastalık raporunun mezkur Yönetmelikte belirtilen sürede kamu kurum ve kuruluşlarına intikalinden sonra memurun bulunduğu yere yakın ve Sağlık Bakanlığınca belirlenen bir hakem hastaneye sevk edilmesi gerektiği, 
- Devlet memurunun hastalık raporunda belirtilen sürenin bitiminden önce hakem hastaneye gitmesi  gerektiği,
- Hakem hastane sağlık kurullarınca Devlet memurunun almış olduğu hastalık raporunun fenne aykırı olduğuna karar verilmesi halinde ise ilgilinin hastalık raporlarında belirtilen sürede izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılması ve hakkında 657 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılması gerektiği,
mütalaa edilmektedir. 
3- Bilindiği üzere, adı geçen Yönetmeliğin “Hastalık raporu ve izin süreleri” başlıklı 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasında, “Memurlara bir takvim yılı içinde tek hekim tarafından verilecek raporların toplamı kırk günü geçemez. Bu süreyi geçen hastalık raporları sağlık kurulunca verilir. Tek hekimlerin değişik tarihlerde düzenledikleri hastalık raporlarında gösterdikleri zorunluluk üzerine yıl içinde toplam kırk gün hastalık izni kullanan memurların, o yıl içinde bu süreyi aşacak şekilde tek hekimlerden aldıkları ilk ve müteakip raporların geçerli sayılabilmesi için bunların resmî sağlık kurullarınca onaylanması gereklidir.” hükmü; “Hastalık izni verilmesi” başlıklı 7 nci maddesinin beşinci fıkrasında ise “ Bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır. 
Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, Devlet memurunun tek hekimden almış olduğu raporun mezkur Yönetmelikte belirtilen sürede kamu kurum ve kuruluşlarına intikalinden sonra ilgilinin bir takvim yılı içinde aldığı tek hekim raporlarının toplamının 40 günü aştığının tespit edilmesi halinde kurum tarafından ilgilinin tek hekimden aldığı raporların 40 günü aştığı ve söz konusu raporun resmi sağlık kurulunca onaylanması gerektiğine dair yazılı bildirimin ilgiliye yapılması ve memur tarafından bahsi geçen tek hekim raporunun resmi sağlık kuruluna onaylattırılması gerektiği mütalaa edilmektedir. 
4- Bilindiği üzere, mezkur Yönetmeliğin “Hastalık raporu ve izin süreleri” başlıklı 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında, “Memurlara tek hekim raporu ile bir defada en çok on gün rapor verilebilir. Raporda kontrol muayenesi öngörülmüş ise kontrol muayenesi sonrasında tek hekim tarafından en çok on gün daha rapor verilebilir.” hükmü, beşinci fıkrasında ise “Kontrol muayenesi sonrası hastalığın devam etmesi sebebiyle verilecek hastalık raporlarının on günü aşması durumunda bu raporun sağlık kurulunca verilmesi zorunludur. Ancak o yerde sağlık kurulu bulunan SGK ile sözleşmeli bir sağlık hizmet sunucusu bulunmaması ve hastanın tıbbî sebeplerle sağlık kurulu bulunan SGK ile sözleşmeli sağlık hizmet sunucusuna nakline imkân bulunmaması hâlinde tek hekimler en çok on gün daha hastalık raporu düzenleyebilir. Raporda nakle engel olan tıbbî sebeplerin hekim tarafından belirtilmesi zorunludur. Bu şekilde tek hekim tarafından düzenlenen hastalık raporlarının geçerli sayılabilmesi için, bunların İl Sağlık Müdürlüğünün belirleyeceği sağlık kurullarınca onaylanması şarttır.” hükmü yer almaktadır. 
Bu itibarla, Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”te sağlık kurulunca verilen hastalık raporlarının bitiminde aynı veya başka bir hastalığa dayalı olarak tek hekim raporu alınamayacağına dair herhangi bir hükmün bulunmaması sebebiyle, Devlet memuruna sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca verilen rapor süresinin bitiminde aynı hastalığa veya başka bir hastalığa ilişkin olarak alınan tek hekim raporlarının mezkur Yönetmelikte yer verilen usul ve esaslara uygun olması kaydıyla hastalık iznine çevrilmesi gerektiği mütalaa edilmektedir. 



Özet: Devlet memurlarına verilen hastalık raporlarının, sigortalı çalışanlar için düzenlenen geçici iş göremezlik belgesinin üzerine düzenlenip düzenlenemeyeceği ile Devlet memurunun birinci derece yakınlarının sağlık hizmeti sunucularında gördükleri tedavileri esnasında Devlet memurunun tek hekim raporuna istinaden söz konusu kişilere refakat edip edemeyeceği hk.(18/05/2012-8328)


1) Bakanlığınıza bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan Devlet memurlarına verilen hastalık raporlarının, sigortalı çalışanlar için düzenlenen geçici iş göremezlik belgesinin üzerine düzenlenip düzenlenemeyeceği, 
2) Devlet memurunun birinci derece yakınlarının sağlık hizmeti sunucularında gördükleri tedavileri esnasında Devlet memurunun hekim raporuna istinaden söz konusu kişilere refakat edip edemeyeceği ile refakat edecek hastada yaş sınırlamasının bulunup bulunmadığı,
hususunda görüş talep eden  ilgi yazı incelenmiştir.
1) Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 105 inci maddesinin altıncı fıkrasında; “Hastalık raporlarının hangi hallerde, hangi hekimler veya sağlık kurulları tarafından verileceği ve süreleri ile bu konuya ilişkin diğer hususlar, Sağlık, Maliye ve Dışişleri Bakanlıkları ile Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşleri alınarak Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirlenir.” hükmü yer almaktadır.
29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”te Devlet memurlarına verilen hastalık raporlarının nasıl düzenlenmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamakta olup, mezkur Yönetmeliğin 11 inci maddesinde; “(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hâllerde 5510 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı çerçevesinde işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır. 
Diğer taraftan, 28/08/2008 tarihli ve 26981 sayılı Resmi Gazete”de yayımlanan Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği”nin “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ff) bendinde sağlık raporunun “Uzman hekim raporunu/sağlık kurulu raporunu”;  (gg) bendinde Uzman hekim raporunun  “İlgili tek uzman hekim tarafından düzenlenen başhekimlik mührü ve ıslak imza onayı bulunan sağlık raporunu,”;  (ğğ) bendinde ise Sağlık kurulu raporunun “İlgili daldan üç uzman hekimin katılımıyla, aynı daldan üç uzman hekim bulunmaması hâlinde ise ilgili dal uzmanı ile birlikte öncelikle bu uzmanlık dalına en yakın uzmanlık dalından olmak üzere başhekimin seçeceği diğer dallardan uzman hekimlerin katılımı ile en az üç uzman hekimden oluşan sağlık kurullarınca düzenlenen, başhekimlik mührü ve ıslak imza onayı bulunan sağlık raporunu,” ifade edeceği belirtilmektedir. 
Ayrıca, 17/08/2011 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının yayınladığı duyuruda; “6111 sayılı Kanunun 107 nci madesi ile 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde yer alan “Hastalık ve refakat izni” ne ilişkin değişiklikler yapılmış olup “Hastalık raporlarının hangi hallerde, hangi hekimler veya sağlık kurulları tarafından verileceği ve süreleri ile bu konuya ilişkin diğer hususlar, Sağlık, Maliye ve Dışişleri Bakanlıkları ile Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşleri alınarak Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirleneceği” hüküm altına alınmış ve söz konusu hükümler 25.02.2011 tarihinden itibaren geçerlidir.  
Bu itibarla, Kurum mevzuatı gereği 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için “geçici iş göremezlik belgesi” düzenlenmeyecek ve istirahat raporları Kuruma gönderilmeyecektir. 
İlgililerin istirahat raporlarına ait düzenlenmesi gereken belgelere ilişkin olarak Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığından bilgi alınması gerekmektedir.” denilmektedir.
Geçici iş göremezlik ödeneğinin ödenmesi için gerekli olan belgelerden biri olan ve 27.06.2007 tarihli ve26565 sayılı Resmi Gazete”de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumları Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin ekinde örneği yer alan iş göremezlik belgesi 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için düzenlenmemektedir. İş göremezlik belgesi Devlet memurları için düzenlenmemekle birlikte, söz konusu belgede “birinci on güne kadar ayaktan istirahatler için doldurulacak bölüm”, “ikinci on güne kadar ayaktan istirahatler için doldurulacak bölüm”lerin yer alması ve birinci on günlük istirahat süresi sonunda kontrol muayenesinin yapılıp yapılmayacağı hususunun belirtilmesi Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygunluk göstermekte olup, bu hususun Devlet memurlarına verilen hastalık raporların kontrolünü kolaylaştıracağı  değerlendirilmektedir. 
Bu itibarla, 
- Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”te Devlet memurlarına verilen hastalık  raporlarının nasıl düzenlenmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamakta olup, mezkur Yönetmeliğin 11 inci maddesinde bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hâllerde 5510 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı çerçevesinde işlem yapılacağının belirtilmesi sebebiyle rapor örneğine ilişkin hususun sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği”nde ise uzman hekim raporu ile sağlık kurulu raporunun tanımları yapılarak söz konusu raporlarda bulunması gereken unsurlar belirtilmekte olup,  Devlet memurlarına verilen hastalık raporlarının söz konusu unsurları içermesi gerektiği,
- her ne kadar Devlet memurları için iş göremezlik belgesinin düzenlenmesine ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına gönderilmesine gerek olmamakla birlikte, söz konusu belgenin formatının Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygunluk gösterdiği değerlendirilmekte olup, Devlet memurlarına verilen hastalık raporlarının iş göremezlik belgesi üzerine de düzenlenebileceği,
mütalaa edilmektedir. 
2) Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrasında; “Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır.” hükmü yer almaktadır.
Ayrıca, 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in 10 uncu maddesinde; “1) Memurlara 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası uyarınca izin verilebilmesi için memurun; a) Bakmakla yükümlü olduğu ana, baba, eş ve çocuklarından birinin, b) Bakmakla yükümlü olmamakla birlikte refakat edilmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocuklarıyla kardeşlerinden birinin, ağır bir kaza geçirdiğinin veya tedavisi uzun süren bir hastalığı bulunduğunun sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi zorunludur.
(2) Birinci fıkra çerçevesinde düzenlenecek ve refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel nitelikler yer alır. Gerekli görülmesi hâlinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katma kadar uzatılır.
(3) Aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memur refakat izni kullanamaz.
(4) Aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresi altı ayı geçemez.
(5) İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması hâlinde memur iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlar. Bu durumda veya izin süresinin bitiminde, göreve başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümlerine göre işlem yapılır. 
(6) Refakat izni kullanılırken memurun aylık ve özlük haklan korunur.” hükmü yer almaktadır. 
Bu itibarla, 
- Devlet memurlarının bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verileceği,
- 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrasında belirtilen haller dışında birinci derece yakınlarının sağlık hizmeti sunucularında gördükleri tedavileri sırasında Devlet memurunun söz konusu kişilere refakat etmesi halinde izin verileceğine dair herhangi bir hükmün  657 sayılı Kanunda bulunmaması sebebiyle, bahsi geçen durumda memura hekim raporuna istinaden refakat sebebiyle izin verilemeyeceği,
mütalaa edilmektedir. 

         

Özet: Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğinde belirtilen usul ve esaslara aykırı hastalık raporu alan ve söz konusu raporu süresi içinde çalıştığı kuruma bildirmeyen memurun çekilmiş sayılıp sayılmayacağı hk.(29/06/2012-9834)



Kurumunuz personeli …’ın devamsızlığından dolayı çekilmiş sayıldığını, ancak, ilgilinin bilahare göreve gelmediği günlere ilişkin olarak hastalık raporu ibraz ettiği ve bu raporların mevzuata uygunluğu konusunda tereddüde düşüldüğünü belirterek, konuyla ilgili Başkanlığımızın görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.    
Bilindiği üzere, 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlan Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğinin “Hastalık raporu ve izin süreleri” başlıklı 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında; “Memurlara tek hekim raporu ile bir defada en çok on gün rapor verilebilir. Raporda kontrol muayenesi öngörülmüş ise kontrol muayenesi sonrasında tek hekim tarafından en çok on gün daha rapor verilebilir. 
Kontrol muayenesi sonrası hastalığın devam etmesi sebebiyle verilecek hastalık raporlarının on günü aşması durumunda bu raporun sağlık kurulunca verilmesi zorunludur. Ancak o yerde sağlık kurulu bulunan SGK ile sözleşmeli bir sağlık hizmet sunucusu bulunmaması ve hastanın tıbbî sebeplerle sağlık kurulu bulunan SGK ile sözleşmeli sağlık hizmet sunucusuna nakline imkân bulunmaması hâlinde tek hekimler en çok on gün daha hastalık raporu düzenleyebilir. …” hükmü, 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında; “Kamu hizmetlerinde aksamaya yol açılmaması ve bu Yönetmelik ile belirlenen usûl ve esaslara uygunluğunun tespit edilebilmesi için, hastalık raporlarının aslının veya bir örneğinin en geç raporun düzenlendiği günü takip eden günün mesai saati bitimine kadar elektronik ortamda veya uygun yollarla bağlı olunan disiplin amirine intikal ettirilmesi; örneği gönderilmiş ise, rapor süresi sonunda raporun aslının teslim edilmesi zorunludur. …” hükmü, beşinci fıkrasında ise; “Bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde;
- İlgilinin kontrol muayenesi sonrasında 10 günü aşan raporunu sağlık kurulundan alması gerekirken tek hekimden alması nedeniyle raporun usule aykırı olarak alındığı, ayrıca, ilgilinin raporunu hastalık iznine çevrilmek üzere aslının veya bir örneğinin en geç raporun düzenlendiği günü takip eden mesai saati bitimine kadar bağlı olduğu disiplin amirine intikal ettirme yükümlülüğünü yerine getirmediği,
- Usulüne aykırı olarak alınmış bu hastalık raporlarının izne çevrilemeyeceği, ilginin müstafi sayıldıktan sonra raporu ibraz etmesi, dolayısıyla kendisine raporun usule aykırı olduğunun bildirilmesinin mümkün olmaması nedeniyle, mezkur Yönetmeliğin 7/5 maddesinin uygulama kabiliyetinin bulunmadığı, 



- Danıştay 12 nci Dairesinin Esas No: 2004/2273 Karar No: 2007/607 sayılı Kararında, usulüne aykırı rapor aldığı halde, kurumuna bunu bildirmeyen ve görevine gelmemeyi sürdüren kişi hakkında tesis edilen müstafi sayılma işleminin hukuka aykırı olmadığı belirtilmiştir. Danıştayın Kararı da dikkate alınarak, zamanında bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen, bununla birlikte usule aykırı rapor aldığı tespit edilen personel hakkında 657 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi çerçevesinde işlem tesis edilmesinde hukuki olarak bir engel bulunmadığı mütalaa edilmektedir.




Özet: Devlet memurlarına verilen 18 aylık hastalık izni süresinin başlangıç tarihi ile 18 aylık sürenin bitiminde ilgilinin göreve başlayabilmesi için iyileştiğine dair raporu veya hastalığının devam ettiğine dair resmi sağlık kurulu raporunu kendisinin kuruma ibraz etmesi gerekip gerekmediği hk. (08/04/2011-5936)


Kurumunuzda yurt yönetim memuru olarak görev yapan …’un değişik tarihlerde psikiyatrik rahatsızlıklara dayalı olarak 249 gün rapor aldığını, bu arada ilgilinin basit yaralama suçundan ötürü Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 11/06/2010 tarihli ve 14416 sayılı raporu doğrultusunda Mahkemece sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınmasına karar verildiğini belirterek ilgili hakkında 18 aylık hastalık izni süresinin ne zaman başladığı ve sona ereceği, söz konusu sürenin bitiminde ilgilinin hastalığının devam edip etmediğine dair rapor için ilgiliyi hangi kurumun hastaneye sevk edeceği hususlarında görüş talep ettiğiniz ilgi yazı ve ekleri incelenmiştir.  
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Hastalık ve refakat izni” başlıklı 105 inci maddesinde; “Memura, aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı hâlinde on sekiz aya kadar, diğer hastalık hâllerinde ise on iki aya kadar izin verilir. 
Memurun, hastalığı sebebiyle yataklı tedavi kurumunda yatarak gördüğü tedavi süreleri, hastalık iznine ait sürenin hesabında dikkate alınır.
Bu maddede yazılı azami süreler kadar izin verilen memurun, bu iznin sonunda işe başlayabilmesi için, iyileştiğine dair raporu (yurt dışındaki memurlar için mahallî usule göre verilecek raporu) ibraz etmesi zorunludur. İzin süresinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmî sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izni, birinci fıkrada belirtilen süreler kadar uzatılır, bu sürenin sonunda da iyileşemeyen memur hakkında emeklilik hükümleri uygulanır…” hükmü yer almaktadır.
Bu itibarla, ilgilinin hastalığının kanser, verem ve akıl hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalık kapsamında değerlendirilmesi sebebiyle söz konusu personele memuriyet süresi boyunca aynı hastalığın devamı sebebiyle kesintili veya kesintisiz şekilde verilen hastalık raporlarında gösterilecek lüzum üzerine on sekiz aya kadar hastalık izni verileceği; kullanmış olduğu hastalık izin süresinin sonunda hastalığının devam ettiğinin resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesi halinde bu rapor tarihinden başlatılmak üzere hastalık izin süresinin bir katına kadar uzatılacağı, bu sürenin sonunda da iyileşmeyen memur hakkında emeklilik hükümlerinin uygulanması gerektiği, on sekiz aylık sürenin başlangıç tarihinin aynı hastalığa bağlı olarak ilk kez hastalık izni verilen tarih olacağı, on sekiz aylık sürenin bitiminde ilgilinin göreve başlayabilmesi için iyileştiğine dair raporu veya hastalığının devam ettiğine dair raporu kendisinin kuruma ibraz etmesi gerektiği ayrıca bir sevk işlemine gerek olmadığı, hastalık sebebiyle yatarak görülen tedavi sürelerinin hastalık iznine ait sürenin hesabında dikkate alınması gerektiği mütalaa edilmektedir.


Özet: Devlet memurunun yıllık iznini kullanırken hastalık raporu alması halinde göreve ne zaman başlayacağı hk.(01/12/2011-22610)


Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin ilgili hükmü gereğince hastalık izninin yılık izin tarihinden önce veya aynı tarihte sona ermesi halinde yıllık izin süresinin hastalık izni süresi kadar uzayıp uzamayacağı hususunda görüş talep eden ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8 inci maddesinde; 
 (1) Yıllık iznini kullanmakta iken hastalık raporu verilen memurun hastalık izin süresinin, yıllık izninin bittiği tarihten önce sona ermesi hâlinde, memur kalan yıllık iznini kullanmaya devam eder.
 (2)Yıllık iznini kullanmakta iken hastalık raporu verilen memurun hastalık izin süresinin yıllık izninin kalan kısmından daha fazla olması hâlinde, hastalık izninin bitimini müteakiben memurun göreve başlaması zorunludur.
(3)Yıllık iznini kullanmakta iken hastalık raporu verilen memurun hastalık izni ile yıllık izninin aynı tarihte bitmesi hâlinde, memur izinlerin bittiği tarihte görevine başlar.
 (4)Hastalık izinleri sebebiyle kullanılamayan yıllık izinler 657 sayılı Kanunun 103 üncü maddesine göre kullandırılır.” hükmü yer almaktadır.
Bu itibarla, yukarıda anılan Yönetmelik hükümleri gereğince hastalık izninin yıllık izin tarihinden önce sona ermesi halinde memurun kalan yıllık iznini kullanmaya devam edeceği, hastalık izninin yıllık izin tarihiyle aynı tarihte sona ermesi halinde ise; bu izinlerin bittiği tarihte göreve başlanacağı ve hastalık izni dolayısıyla kullanılmayan yıllık izinlerin  657 sayılı Kanununun 103 üncü maddesi hükmüne göre kullandırılması gerektiği mütalaa edilmektedir. 



Özet: Hastalık raporlarının süresi dolmadan Devlet memurunun göreve başlamayı istemesi halinde iyileştiğine dair rapora gerek olup olmadığı hk. (21/12/2011-22471)

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesi ile Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliğinin ilgili hükümlerinde Devlet memurlarına gerek tek hekim raporu gerekse sağlık kurulu raporu ile verilen istirahat raporlarının süresi dolmadan Devlet memurunun göreve başlamasında sakınca bulunup bulunmadığı ya da istirahat süresi tamamlanmadan göreve başlanılması için yeni bir rapor istenip istenilmeyeceği hususlarında açıklık bulunmadığından tereddüt hasıl olduğunu belirterek, söz konusu uygulamaya esas Başkanlığımız görüşünün sorulduğu ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere,  657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesinde, “Memura, aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı hâlinde onsekiz aya kadar, diğer hastalık hâllerinde ise oniki aya kadar izin verilir. 
Memurun, hastalığı sebebiyle yataklı tedavi kurumunda yatarak gördüğü tedavi süreleri, hastalık iznine ait sürenin hesabında dikkate alınır.
Bu maddede yazılı azamî süreler kadar izin verilen memurun, bu iznin sonunda işe başlayabilmesi için, iyileştiğine dair raporu (yurt dışındaki memurlar için mahallî usûle göre verilecek raporu) ibraz etmesi zorunludur. İzin süresinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmî sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izni, birinci fıkrada belirtilen süreler kadar uzatılır, bu sürenin sonunda da iyileşemeyen memur hakkında emeklilik hükümleri uygulanır…” hükmü yer almaktadır. 
Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesi gereğince hazırlanan “Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”  29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup, adı geçen Yönetmelikte Devlet memurlarına hastalık raporlarının hangi hâllerde, hangi hekimler veya sağlık kurulları tarafından verileceği, raporların süreleri ile hastalık ve refakat iznine ilişkin usûl ve esaslar düzenlemektir. Mezkur Yönetmeliğin “Memurun iyileştiğine dair sağlık raporu” başlıklı 9 uncu maddesinde; “657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde belirtilen süreler kadar izin kullanan memurun, bu iznin sonunda işe başlayabilmesi için, iyileştiğine dair resmî sağlık kurulu raporunu ibraz etmesi zorunludur. Bu rapor, yurt dışındaki memurlar için mahallî usûle göre düzenlenir. İzin süresinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmî sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izni, 105 inci maddenin birinci fıkrasında belirtilen süreler kadar uzatılır, bu sürenin sonunda da iyileşemeyen memur hakkında emeklilik hükümleri uygulanır.” hükmü yer almakta olup, söz konusu hüküm gereğince 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde yazılı azamî süreler kadar izin verilen memurun, bu iznin sonunda işe başlayabilmesi için, iyileştiğine dair resmî sağlık kurulu raporunu ibraz etmesi zorunlu bulunmakta olup, Devlet memurlarına verilen tek hekim raporu veya sağlık kurulu raporunda belirtilen istirahat süresi bitmeden memurun göreve başlanmak istemesi halinde iyileştiğine dair tabip raporunun ilgiliden isteneceğine ilişkin herhangi bir hüküm gerek 657 sayılı Kanunda gerekse Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte bulunmamaktadır. 
Bu itibarla, tek hekim veya sağlık kurulu tarafından öngörülen istirahat süresi bitmeden Devlet memurunun hastalığının iyileşip iyileşmediğinin gerek Devlet memuru gerekse ilgili amir tarafından değerlendirilemeyeceği, söz konusu değerlendirmenin ancak tek hekim veya sağlık kurulu tarafından yapılabileceği dikkate alındığında; tek hekim raporu veya sağlık kurulu raporunda belirtilen istirahat süresi bitmeden Devlet memurunun göreve başlamak istemesi halinde iyileştiğine dair tek hekim veya sağlık kurulu raporunu ibraz etmesi gerektiği mütalaa edilmektedir. 


Özet: Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara aykırı hastalık raporu alması halinde memura uygulanacak işlem hk.(19/01/2012-24970)


Genel Müdürlüğünüz personeli …’in tek hekimden almış olduğu 20 günden sonraki hastalık raporlarının onaylanmak üzere gönderildiği sağlık kurulunca ilme ve fenne uygun olduğu ancak usule uygun olmadığına karar verildiğini, daha önce aynı durumda olan diğer personelin 399 sayılı KHK’nın ilgili maddesi hükmü gereğince sözleşmesinin fesh edildiğini ancak bu işleme karşı açılan davalarda genelde Genel Müdürlüğünüz aleyhine mahkeme kararı verildiğini belirterek, tek hekim tarafından verilen rapor süresini aşan hastalık raporlarına ilişkin yapılacak işleme esas Başkanlığımız görüşünün sorulduğu ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesi gereğince hazırlanan “Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”  29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup, adı geçen Yönetmelikte Devlet memurlarına hastalık raporlarının hangi hâllerde, hangi hekimler veya sağlık kurulları tarafından verileceği, raporların süreleri ile hastalık ve refakat iznine ilişkin usûl ve esaslar düzenlemektir. Mezkur Yönetmeliğin “Hastalık raporu ve izin süreleri” başlıklı 6 ncı maddesinde; 
“(1)Memura, aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı hâlinde onsekiz aya kadar, diğer hastalık hâllerinde ise oniki aya kadar izin verilir. Azamî izin sürelerinin hesabında, aynı hastalığa bağlı olarak fasılalarla kullanılan hastalık izinleri de iki izin arasında geçen sürenin bir yıldan az olması kaydıyla dikkate alınır.
(2) İzin süresinin sonunda, hastalığının devam ettiği resmî sağlık kurulu raporu ile tespit edilen memurun izni, birinci fıkrada belirtilen süreler kadar uzatılır, bu sürenin sonunda da iyileşemeyen memur hakkında emeklilik hükümleri uygulanır. Memurun, hastalığı sebebiyle yataklı tedavi kurumunda yatarak gördüğü tedavi süreleri, birinci fıkrada belirtilen hastalık iznine ait sürenin hesabında dikkate alınır.
(3) Görevi sırasında veya görevinden dolayı bir kazaya veya saldırıya uğrayan veya bir meslek hastalığına tutulan memur, iyileşinceye kadar izinli sayılır.
(4) Memurlara tek hekim raporu ile bir defada en çok on gün rapor verilebilir. Raporda kontrol muayenesi öngörülmüş ise kontrol muayenesi sonrasında tek hekim tarafından en çok on gün daha rapor verilebilir.
(5) Kontrol muayenesi sonrası hastalığın devam etmesi sebebiyle verilecek hastalık raporlarının on günü aşması durumunda bu raporun sağlık kurulunca verilmesi zorunludur. Ancak o yerde sağlık kurulu bulunan SGK ile sözleşmeli bir sağlık hizmet sunucusu bulunmaması ve hastanın tıbbî sebeplerle sağlık kurulu bulunan SGK ile sözleşmeli sağlık hizmet sunucusuna nakline imkân bulunmaması hâlinde tek hekimler en çok on gün daha hastalık raporu düzenleyebilir. Raporda nakle engel olan tıbbî sebeplerin hekim tarafından belirtilmesi zorunludur. Bu şekilde tek hekim tarafından düzenlenen hastalık raporlarının geçerli sayılabilmesi için, bunların İl Sağlık Müdürlüğünün belirleyeceği sağlık kurullarınca onaylanması şarttır.
(6) Memurlara bir takvim yılı içinde tek hekim tarafından verilecek raporların toplamı kırk günü geçemez. Bu süreyi geçen hastalık raporları sağlık kurulunca verilir. Tek hekimlerin değişik tarihlerde düzenledikleri hastalık raporlarında gösterdikleri zorunluluk üzerine yıl içinde toplam kırk gün hastalık izni kullanan memurların, o yıl içinde bu süreyi aşacak şekilde tek hekimlerden aldıkları ilk ve müteakip raporların geçerli sayılabilmesi için bunların resmî sağlık kurullarınca onaylanması gereklidir.
(7) Aile hekimi ve kurum tabiplerinin vereceği raporlar da tek hekim raporu kapsamında değerlendirilir.
(8) Yurt dışında tek hekim veya sağlık kurulları, ilgili ülkenin mahallî mevzuatında tespit edilmiş süreler dâhilinde hastalık raporu düzenleyebilirler. Ancak bu şekilde alınan raporlara dayalı olarak birinci fıkradaki süreler dâhilinde hastalık izni verilebilmesi için raporun ve raporda belirtilen sürelerin o ülke mevzuatına uygunluğunun dış temsilciliklerce onaylanması zorunludur.” hükmü, “Hastalık izni verilmesi” başlıklı 7 nci maddesinin beşinci fıkrasında; “Bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan, 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 23 üncü maddesinde; “Sözleşmeli personelin hastalık izinleri ile ücretli veya ücretsiz doğum izinleri hakkında kadroları ekli 1 sayılı cetvelde gösterilen personelin tabi olduğu hükümler uygulanır.” hükmü, mezkur KHK nın 45/a maddesinde ise; “Teşebbüs veya bağlı ortaklıklarda çalışan sözleşmeli personelin sözleşmesi aşağıdaki hallerde feshedilir:
a)İzinsiz veya kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın kesintisiz 5 gün veya bir sözleşme dönemi içinde kesintili 10 gün göreve gelmemek, 
…” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, 
-Genel Müdürlüğünüz personeline tek hekim veya sağlık kurulu tarafından verilen hastalık raporlarının sürelerinin Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olması gerektiği, 
-Mezkur Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemeyeceğinden, söz konusu personelin almış olduğu hastalık raporunun bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durumun ilgiliye yazılı olarak bildirilmesi gerektiği, 
-Hastalık raporunun mezkur Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınması sebebiyle hastalık iznine çevrilmediğine ve görevine başlaması gerektiğine ilişkin yazılı bildirim yapılmasına rağmen ilgilinin bildirimin yapıldığı günü takip eden gün görevine başlamaması halinde ise mezkur Yönetmelik’in 7 nci maddesine göre söz konusu personelin izinsiz ve özürsüz olarak görevini terk etmiş sayılması ve hakkında 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılması gerektiği,
mütalaa edilmektedir. 

  


Özet: Hastalık Raporunun fen yönünden incelenmesi için hakem hastaneye sevk durumunda memurun kaç gün içinde hastaneye gitmesi gerektiği, 40 günü aşan tek hekim raporlarının sağlık kurulunca onay işleminin kim tarafından yapılacağı, sağlık kurulu raporunun bitiminde tek hekim raporu alınıp alınmayacağı hk.(05/10/2012-14654)

1- Devlet memurunun almış olduğu hastalık raporunun fen yönünden incelenmesi için hakem hastaneye sevk edilmesi durumunda bu personelin hakem hastaneye kaç gün içinde gitmesi gerektiği, 
2- Devlet memurunun almış olduğu  hastalık raporunun hakem hastane tarafından fenne aykırı olduğuna karar verilmesi halinde ilgililer hakkında nasıl bir işlem tesis edilmesi gerektiği,
3- Bir takvim yılı içinde toplam 40 günü aşan tek hekim raporlarının geçerli sayılabilmesi için resmi sağlık kurullarınca onaylanması gerektiğinden bahisle, söz konusu işlemin idare tarafından mı yoksa memur tarafından mı yapılacağı, 
4- Rahatsızlığından dolayı sağlık kurulu raporu alan bir memurun istirahat süresi dolmadan aynı veya başka bir rahatsızlıktan dolayı tek hekim raporu almasının usule uygun olup olmadığı,
hususlarında Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
1-2- Bilindiği üzere, 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin altıncı fıkrasına istinaden hazırlanarak 22/8/2011 tarihli ve 2011/2226 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen ve 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Hastalık izni verilmesi” başlıklı 7 nci maddesinin yedinci fıkrasında; “Hastalık raporlarının fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt bulunması hâlinde, memur hastalık izni kullanıyor sayılmakla birlikte Sağlık Bakanlığınca belirlenen ve memurun bulunduğu yere yakın bir hakem hastaneye sevk edilir ve sonucuna göre işlem yapılır. Hakem hastane sağlık kurulları bu nitelikteki başvuruları öncelikle sonuçlandırır.” hükmü yer almaktadır. 
Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Çekilme” başlıklı 94 üncü maddesinde, “Devlet memuru bağlı olduğu kuruma yazılı olarak müracaat etmek suretiyle memurluktan çekilme isteğinde bulunabilir. Mezuniyetsiz veya kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin kesintisiz 10 gün devam etmesi halinde, yazılı müracaat şartı aranmaksızın, çekilme isteğinde bulunulmuş sayılır. 
Çekilmek isteyen memur yerine atanan kimsenin gelmesine veya çekilme isteğinin kabulüne kadar görevine devam eder. Yerine atanan kimse bir aya kadar gelmediği veya yerine bir vekil atanmadığı takdirde, üstüne haber vererek görevini bırakabilir. 
Olağanüstü mazeretle çekilenler, üstüne haber vermek şartıyla bir ay kaydına tabi değildirler.” hükmü yer almaktadır. 
Ayrıca, özürsüz olarak göreve gelmeme hali 657 sayılı Kanunun 125 nci maddesinin (C) ve (D) bentlerinde göreve gelinmeyen gün sayısına göre farklı disiplin cezalarına konu edilmiş, aynı maddenin (E) bendinde ise özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmeyenlerin bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarılacakları belirtilmiştir. 
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, 
- Devlet memurunun almış olduğu hastalık raporunun fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt bulunması hâlinde kamu kurum ve kuruluşlarınca söz konusu raporların hastalık iznine çevrilmemesi gerektiği değerlendirilmekte olup, bahsi geçen hastalık raporunun mezkur Yönetmelikte belirtilen sürede kamu kurum ve kuruluşlarına intikalinden sonra memurun bulunduğu yere yakın ve Sağlık Bakanlığınca belirlenen bir hakem hastaneye sevk edilmesi gerektiği, 
- Devlet memurunun hastalık raporunda belirtilen sürenin bitiminden önce hakem hastaneye gitmesi  gerektiği,
- Hakem hastane sağlık kurullarınca Devlet memurunun almış olduğu hastalık raporunun fenne aykırı olduğuna karar verilmesi halinde ise ilgilinin hastalık raporlarında belirtilen sürede izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılması ve hakkında 657 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılması gerektiği,
mütalaa edilmektedir. 
3- Bilindiği üzere, adı geçen Yönetmeliğin “Hastalık raporu ve izin süreleri” başlıklı 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasında, “Memurlara bir takvim yılı içinde tek hekim tarafından verilecek raporların toplamı kırk günü geçemez. Bu süreyi geçen hastalık raporları sağlık kurulunca verilir. Tek hekimlerin değişik tarihlerde düzenledikleri hastalık raporlarında gösterdikleri zorunluluk üzerine yıl içinde toplam kırk gün hastalık izni kullanan memurların, o yıl içinde bu süreyi aşacak şekilde tek hekimlerden aldıkları ilk ve müteakip raporların geçerli sayılabilmesi için bunların resmî sağlık kurullarınca onaylanması gereklidir.” hükmü; “Hastalık izni verilmesi” başlıklı 7 nci maddesinin beşinci fıkrasında ise “ Bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uyulmaksızın alınan hastalık raporlarına dayanılarak hastalık izni verilemez. Hastalık raporlarının bu Yönetmelik ile tespit edilen usûl ve esaslara uygun olmaması hâlinde bu durum memura yazılı olarak bildirilir. Bu bildirim üzerine memur, bildirimin yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmekle yükümlüdür. Bildirim yapıldığı hâlde görevlerine başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır. 
Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, Devlet memurunun tek hekimden almış olduğu raporun mezkur Yönetmelikte belirtilen sürede kamu kurum ve kuruluşlarına intikalinden sonra ilgilinin bir takvim yılı içinde aldığı tek hekim raporlarının toplamının 40 günü aştığının tespit edilmesi halinde kurum tarafından ilgilinin tek hekimden aldığı raporların 40 günü aştığı ve söz konusu raporun resmi sağlık kurulunca onaylanması gerektiğine dair yazılı bildirimin ilgiliye yapılması ve memur tarafından bahsi geçen tek hekim raporunun resmi sağlık kuruluna onaylattırılması gerektiği mütalaa edilmektedir. 
4- Bilindiği üzere, mezkur Yönetmeliğin “Hastalık raporu ve izin süreleri” başlıklı 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında, “Memurlara tek hekim raporu ile bir defada en çok on gün rapor verilebilir. Raporda kontrol muayenesi öngörülmüş ise kontrol muayenesi sonrasında tek hekim tarafından en çok on gün daha rapor verilebilir.” hükmü, beşinci fıkrasında ise “Kontrol muayenesi sonrası hastalığın devam etmesi sebebiyle verilecek hastalık raporlarının on günü aşması durumunda bu raporun sağlık kurulunca verilmesi zorunludur. Ancak o yerde sağlık kurulu bulunan SGK ile sözleşmeli bir sağlık hizmet sunucusu bulunmaması ve hastanın tıbbî sebeplerle sağlık kurulu bulunan SGK ile sözleşmeli sağlık hizmet sunucusuna nakline imkân bulunmaması hâlinde tek hekimler en çok on gün daha hastalık raporu düzenleyebilir. Raporda nakle engel olan tıbbî sebeplerin hekim tarafından belirtilmesi zorunludur. Bu şekilde tek hekim tarafından düzenlenen hastalık raporlarının geçerli sayılabilmesi için, bunların İl Sağlık Müdürlüğünün belirleyeceği sağlık kurullarınca onaylanması şarttır.” hükmü yer almaktadır. 
Bu itibarla, Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”te sağlık kurulunca verilen hastalık raporlarının bitiminde aynı veya başka bir hastalığa dayalı olarak tek hekim raporu alınamayacağına dair herhangi bir hükmün bulunmaması sebebiyle, Devlet memuruna sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca verilen rapor süresinin bitiminde aynı hastalığa veya başka bir hastalığa ilişkin olarak alınan tek hekim raporlarının mezkur Yönetmelikte yer verilen usul ve esaslara uygun olması kaydıyla hastalık iznine çevrilmesi gerektiği mütalaa edilmektedir. 




Özet: Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında yer verilen “dönem” ibaresinden ne anlaşılacağı ve mezkur maddenin 4 üncü fıkrasında yer alan altı aylık sürenin ait olduğu yıl için mi geçerli olacağı hk.(16/04/2012-6938)



22/08/2011 tarihli ve 2011/2226 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen ve 29/10/2011 tarihli ve 28099 tarihli Resmi Gazete”de yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında yer verilen “dönem” ibaresinden ne anlaşılacağı ve mezkur maddenin 4 üncü fıkrasında yer alan altı aylık sürenin ait olduğu yıl için mi geçerli olacağı hususlarında Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
        Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesinde; “… memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır.” hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan, 22/08/2011 tarihli ve 2011/2226 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen ve 29/10/2011 tarihli ve 28099 tarihli Resmi Gazete”de yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Refakat iznine ilişkin esaslar” başlıklı 10 uncu maddesinde; “(1) Memurlara 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası uyarınca izin verilebilmesi için memurun;
a) Bakmakla yükümlü olduğu ana, baba, eş ve çocuklarından birinin,
b) Bakmakla yükümlü olmamakla birlikte refakat edilmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocuklarıyla kardeşlerinden birinin,
ağır bir kaza geçirdiğinin veya tedavisi uzun süren bir hastalığı bulunduğunun sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi zorunludur.
(2) Birinci fıkra çerçevesinde düzenlenecek ve refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel nitelikler yer alır. Gerekli görülmesi hâlinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katma kadar uzatılır.
(3)  Aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memur refakat izni kullanamaz.
(4) Aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresi altı ayı geçemez.
(5) İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması hâlinde memur iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlar. Bu durumda veya izin süresinin bitiminde, göreve başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümlerine göre işlem yapılır.
(6) Refakat izni kullanılırken memurun aylık ve özlük haklan korunur.” hükmü yer almaktadır. 
Bu itibarla;
- Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında yer verilen ‘aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memur refakat izni kullanamaz’ hükmünde geçen “dönem” ifadesinden Devlet memurunun kullandığı refakat izni sürenin başlangıç ve bitiş tarihleri arasında kalan dönemin anlaşılması gerekmekte olup, söz konusu dönemde aynı kişi ile ilgili olarak başka bir Devlet memurunun refakat izni kullanamayacağı, 
- Mezkur Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin 4 üncü fıkrasında yer verilen “Aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresi altı ayı geçemez.” hükmünde geçen altı aylık sürenin ise “yılda altı ay” olarak düşünülmemesi gerekmekte olup, söz konusu sürenin “memuriyet süresi boyunca altı ay” olarak anlaşılması gerektiği, 
mütalaa edilmektedir.


Özet: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesine göre verilen refakat izninin haftada bir gün, ayda dört gün gibi parça parça kullanılıp kullanılamayacağı hk.(03/11/2011-20337)

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesinin son fıkrasına göre verilen refakat izninin parça parça (haftada bir gün, ayda dört gün gibi) kullanılabileceğine ilişkin genelge çıkarılmasının talep edildiği  ilgi dilekçe  incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesinin son fıkrasında; “Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır.” hükmü yer almaktadır.   
Diğer taraftan, 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Refakat iznine ilişkin esaslar” başlıklı 10 uncu maddesinde, “1) Memurlara 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası uyarınca izin verilebilmesi için memurun;
a) Bakmakla yükümlü olduğu ana, baba, eş ve çocuklarından birinin,
b) Bakmakla yükümlü olmamakla birlikte refakat edilmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocuklarıyla kardeşlerinden birinin,
ağır bir kaza geçirdiğinin veya tedavisi uzun süren bir hastalığı bulunduğunun sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi zorunludur.
(2) Birinci fıkra çerçevesinde düzenlenecek ve refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel nitelikler yer alır. Gerekli görülmesi hâlinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katına kadar uzatılır.
(3)  Aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memur refakat izni kullanamaz.
(4) Aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresi altı ayı geçemez.
(5) İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması hâlinde memur iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlar. Bu durumda veya izin süresinin bitiminde, göreve başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümlerine göre işlem yapılır.
(6) Refakat izni kullanılırken memurun aylık ve özlük haklan korunur.” hükmü yer almaktadır. 
Bu itibarla, Devlet memurlarına 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesinin son fıkrasına göre refakat izninin üç aya kadar verileceği, gerekli görülmesi hâlinde üç aylık sürenin aynı koşullarda bir katına kadar uzatılacağı mütalaa edilmekte olup, söz konusu iznin haftada bir gün veya ayda dört gün gibi parça parça kullanılması mümkün bulunmamaktadır.


Özet: Çocuğunun hastalığı sebebiyle kullanmış olduğu refakat izni süresi biten ve tedavi amacıyla çocuğu il dışına sevk edilen memurun 5510 sayılı Kanunun 65 inci maddesi uyarınca görevli sayılıp sayılamayacağı hk. (23/05/2012-9264)

Bingöl Merkez Serkan Ayaz İlköğretim Okulunda öğretmen olarak görev yapan Devlet memurunun kızının lösemi hastası olduğunu, söz konusu personele 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrasına göre verilen refakat izni süresinin bittiğini, Bingöl Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesi tarafından söz konusu hastalığın tedavisi amacıyla Ankara Hacettepe Üniversitesi Hastanesine sevkinin yapıldığını,  bakmakla yükümlü olduğu kişilerin tedavi amacıyla il dışına sevk edilmesi halinde söz konusu kişilere Devlet memurunun 5510 sayılı Kanunun 65 inci maddesi uyarınca refakat edip edemeyeceği, refakat etmesi halinde nasıl bir işlem tesis edileceği hususunda görüş talep eden ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesinin son fıkrasında; “Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır. ” hükmü, 108 inci maddesinin (A) fıkrasında, “Memura, 105 inci maddenin son fıkrası uyarınca verilen iznin bitiminden itibaren, sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, istekleri üzerine onsekiz aya kadar aylıksız izin verilebilir.” hükmü yer almaktadır. 
Ayrıca, 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Refakat iznine ilişkin esaslar” başlıklı 10 uncu maddesinde, “1) Memurlara 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası uyarınca izin verilebilmesi için memurun;
a) Bakmakla yükümlü olduğu ana, baba, eş ve çocuklarından birinin,
b) Bakmakla yükümlü olmamakla birlikte refakat edilmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocuklarıyla kardeşlerinden birinin,
ağır bir kaza geçirdiğinin veya tedavisi uzun süren bir hastalığı bulunduğunun sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi zorunludur.
(2) Birinci fıkra çerçevesinde düzenlenecek ve refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel nitelikler yer alır. Gerekli görülmesi hâlinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katına kadar uzatılır.
(3)  Aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memur refakat izni kullanamaz.
(4) Aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresi altı ayı geçemez.
(5) İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması hâlinde memur iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlar. Bu durumda veya izin süresinin bitiminde, göreve başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümlerine göre işlem yapılır.
(6) Refakat izni kullanılırken memurun aylık ve özlük haklan korunur.” hükmü yer almaktadır. 
Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, 
- Bakanlığınızda öğretmen olarak görev yapan personele aynı kişi ve aynı hastalığa dayalı olarak 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası uyarınca verilecek refakat izninin toplam süresinin memuriyet süresi boyunca altı ayı geçemeyeceği, 
- mezkur Kanunun 105 inci maddenin son fıkrası uyarınca verilen refakat izninin bitiminden itibaren, sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, istekleri üzerine onsekiz aya kadar aylıksız izin verilebileceği,
  mütalaa edilmektedir. 



Özet: Refakat izni verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda bulunması gereken hususlar ile refakat izninin başlangıç tarihi hk. (01/06/2012)

Kurumunuz personeli …”in, 
- Annesinin hastalığına ilişkin olarak almış olduğu sağlık kurulu raporuna istinaden 11/06/2012 tarihinden itibaren 3 ay süreyle refakat izni talep ettiğini, ancak söz konusu sağlık kurulu raporunun tarihinin ise 25/04/2012 olduğunu belirterek;  söz konusu personele verilecek refakat izninin başlangıç tarihinin nasıl belirlenmesi gerektiği hususunda,
- Annesinin hastalığına ilişkin olarak almış olduğu sağlık kurulu raporunda “… mevcut hastalığı sürekli olup, tedavisi ömür boyu devam edecektir.” ifadesinin yer aldığını belirterek, refakat izni verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda bulunması gereken hususlara ilişkin,
 Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
  Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesinin son fıkrasında; “Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır. ” hükmü yer almaktadır. 
Ayrıca, 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Refakat iznine ilişkin esaslar” başlıklı 10 uncu maddesinde, “1) Memurlara 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası uyarınca izin verilebilmesi için memurun;
a) Bakmakla yükümlü olduğu ana, baba, eş ve çocuklarından birinin,
b) Bakmakla yükümlü olmamakla birlikte refakat edilmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocuklarıyla kardeşlerinden birinin,
ağır bir kaza geçirdiğinin veya tedavisi uzun süren bir hastalığı bulunduğunun sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi zorunludur.
(2) Birinci fıkra çerçevesinde düzenlenecek ve refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel nitelikler yer alır. Gerekli görülmesi hâlinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katına kadar uzatılır.
(3)  Aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memur refakat izni kullanamaz.
(4) Aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresi altı ayı geçemez.
(5) İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması hâlinde memur iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlar. Bu durumda veya izin süresinin bitiminde, göreve başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümlerine göre işlem yapılır.
(6) Refakat izni kullanılırken memurun aylık ve özlük haklan korunur.” hükmü yer almaktadır. 
Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, 
- Devlet memuruna 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası uyarınca verilen refakat izninin başlangıç tarihinin sağlık kurulu tarafından verilen raporun tarihinin esas alınarak belirlenmesi gerektiği, 
- Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 10 uncu maddesine göre refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel niteliklerin yer alması gerekmekte olup, bahsi geçen hususlardan birini içermeyen sağlık kurulu raporuna istinaden Devlet memuruna refakat izni verilmemesi gerektiği, 
- Devlet memuruna aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresinin memuriyet süresi boyunca altı ayı geçmemesi gerektiği,
  mütalaa edilmektedir.



Özet: Refakat iznine esas teşkil eden sağlık kurulu raporunun yurtdışından alınması durumunda yapılacak işlem hk. (25/07/2012-12950)

Başkanlığınızda Devlet memuru olarak görev yapan …”un, Almanya”da yaşayan babası …”un hastalığına ilişkin alınmış rapora dayanarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesinin son fıkrasına istinaden refakat izni talep ettiğini belirterek, söz konusu rapora dayanarak ilgiliye refakat izni verilip verilmeyeceği hususunda görüş talep eden ilgi yazı incelenmiştir. 
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesinin son fıkrasında; “Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır.” hükmü, 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Refakat iznine ilişkin esaslar” başlıklı 10 uncu maddesinde ise, “1) Memurlara 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası uyarınca izin verilebilmesi için memurun;
a) Bakmakla yükümlü olduğu ana, baba, eş ve çocuklarından birinin,
b) Bakmakla yükümlü olmamakla birlikte refakat edilmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocuklarıyla kardeşlerinden birinin,
ağır bir kaza geçirdiğinin veya tedavisi uzun süren bir hastalığı bulunduğunun sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi zorunludur.
(2) Birinci fıkra çerçevesinde düzenlenecek ve refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel nitelikler yer alır. Gerekli görülmesi hâlinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katına kadar uzatılır.
(3)  Aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memur refakat izni kullanamaz.
(4) Aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresi altı ayı geçemez.
(5) İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması hâlinde memur iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlar. Bu durumda veya izin süresinin bitiminde, göreve başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümlerine göre işlem yapılır.
(6) Refakat izni kullanılırken memurun aylık ve özlük haklan korunur.” hükmü yer almaktadır. 
Ayrıca, 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “ Hastalık raporu ve izin süreleri” başlıklı 6 ncı maddesinin (8) nolu bendinde; “Yurt dışında tek hekim veya sağlık kurulları, ilgili ülkenin mahallî mevzuatında tespit edilmiş süreler dâhilinde hastalık raporu düzenleyebilirler. Ancak bu şekilde alınan raporlara dayalı olarak birinci fıkradaki süreler dâhilinde hastalık izni verilebilmesi için raporun ve raporda belirtilen sürelerin o ülke mevzuatına uygunluğunun dış temsilciliklerce onaylanması zorunludur.” hükmü yer almaktadır.
Bu itibarla, 
-Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 10 uncu maddesine göre, refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel niteliklerin yer alması gerekmekte olup, refakat iznine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunun bahsi geçen hususlardan herhangi birini içermemesi halinde Devlet memuruna refakat izni verilemeyeceği, 
-İlgi yazı ekinde intikal ettirilen ve yurt dışından alınan raporun o ülke mevzuatına uygun olup olmadığı ile ilgili ülke mevzuatında hastalık durumunda sağlık kurulu raporu tanzim edilip edilmediği hususlarında dış temsilciliğin onayının alınması gerektiği,
mütalaa edilmektedir. 


Özet: Refakat iznine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda bulunması gereken ifadeler ile raporda refakatçinin ad ve soyadının bulunmasının gerekip gerekmediği hk. (01/10/2012-15706)

1- Devlet memuruna refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda bulunması gereken ifadelerin neler olduğu,
2- Refakat iznine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda yer alan ifadelerin memurun hastaya bakmakla yükümlü olup olmadığına göre farklılık gösterip göstermediği, farklılık göstermeyecek ise söz konusu sağlık kurulu raporunda “refakat edilmediği takdirde hayati tehlike bulunduğu” ile “sürekli ve yakın bakım gerektiği” ifadelerinin her ikisinin de yer almasının zorunlu olup olmadığı,  
3- Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 10 uncu maddesinde aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memurun refakat izni kullanamayacağı belirtilmekte olup, birden fazla memur yakını olan hasta için yakınlarının aynı anda refakat izni kullanmalarını önlemek amacıyla söz konusu raporda refakatçinin adı ve soyadının yer almasının gerekip gerekmediği, 
hususlarında  görüş talep eden ilgi yazı incelenmiştir. 
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesinin son fıkrasında; “Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır. ” hükmü yer almaktadır. 
Ayrıca, 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Refakat iznine ilişkin esaslar” başlıklı 10 uncu maddesinde “1) Memurlara 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası uyarınca izin verilebilmesi için memurun;
a) Bakmakla yükümlü olduğu ana, baba, eş ve çocuklarından birinin,
b) Bakmakla yükümlü olmamakla birlikte refakat edilmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocuklarıyla kardeşlerinden birinin,
ağır bir kaza geçirdiğinin veya tedavisi uzun süren bir hastalığı bulunduğunun sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi zorunludur.
(2) Birinci fıkra çerçevesinde düzenlenecek ve refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel nitelikler yer alır. Gerekli görülmesi hâlinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katına kadar uzatılır.
(3)  Aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memur refakat izni kullanamaz.
(4) Aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresi altı ayı geçemez.
(5) İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması hâlinde memur iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlar. Bu durumda veya izin süresinin bitiminde, göreve başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümlerine göre işlem yapılır.
(6) Refakat izni kullanılırken memurun aylık ve özlük haklan korunur.” hükmü yer almaktadır. 
Bu itibarla, 
- Devlet memuruna refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel niteliklerin yer alması gerekmekte olup, refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunun bahsi geçen hususlardan herhangi birini içermemesi halinde Devlet memuruna refakat izni verilemeyeceği,
- Refakat iznine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda yer alan ifadelerin memurun hastaya bakmakla yükümlü olup olmadığına göre farklılık göstermediği; yukarıda da belirtildiği üzere refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda “refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunduğu” ve “sürekli ve yakın bakım gerektirdiği” ifadelerinin her ikisin de yer almasının zorunlu olduğu,
- Refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda refakatçinin adı ve soyadının yazılmasına gerek olmadığı, 
mütalaa edilmektedir. 


Özet: Devlet Memurları Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrasında düzenlenen refakat izni müessesesi hk. (11/05/2011-6445)

Devlet Memurları Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrasında düzenlenen refakat izni müessesesi hakkında çeşitli sorulara ilişkin ilgide kayıtlı yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 6111 sayılı Kanunun 107 maddesi ile değişik 105 üncü maddesinin son fıkrasında "Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır."hükmü yer almaktadır.
Mezkur hükümde refakat izninin, kimler için verileceği, hangi hallerde verileceği, ne kadar süre izin verileceği, iznin şartları taşıyanlara verilmesi zorunlu bir izin olduğu ve izin süresince de mali haklara dokunulmadan izin verileceği düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bununla birlikte, 657 sayılı Kanunun 6111 sayılı Kanun ile değişik 108 inci maddesinin  (A) bendinde  “Memura, 105 inci maddenin son fıkrası uyarınca verilen iznin bitiminden itibaren, sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, istekleri üzerine onsekiz aya kadar aylıksız izin verilebilir.”ifadesi yer almaktadır. Bu çerçevede anılan 105 inci maddenin son fıkrası hükmü uyarınca belirtilen süre kadar aylıksız izin kullanan Devlet memurlarına talepleri halinde 18 aya kadar idarenin takdiri ile aylıksız izin verilmesi hükmü yer almaktadır.
Ayrıca; 657 sayılı Kanunun “Mazeret izni” başlıklı 104 üncü maddesinin (C) bendinde “ (A) ve (B) fıkralarında belirtilen hâller dışında, merkezde atamaya yetkili amir, ilde vali, ilçede kaymakam ve yurt dışında diplomatik misyon şefi tarafından, birim amirinin muvafakati ile bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde, mazeretleri sebebiyle memurlara on gün izin verilebilir. Zaruret hâlinde öğretmenler hariç olmak üzere, aynı usûlle on gün daha mazeret izni verilebilir. Bu takdirde, ikinci kez verilen bu izin, yıllık izinden düşülür.” denilmektedir.
Diğer taraftan; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Yol gideri, gündelik ve refakatçi giderleri” başlıklı 65 inci maddesinde “Hekimin veya diş hekiminin muayene veya tedavi sonrası tıbben göreceği lüzum üzerine genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetinden yararlanmaları için muayene ve tedavi edildikleri yerleşim yeri dışına yapılan sevkinde, ayakta tedavilerde kendisinin ve bir kişi ile sınırlı olmak üzere refakatçisinin gidiş ve dönüş yol gideri ve gündelikleri; yatarak tedavilerde ise gidiş ve dönüş tarihleri için gündelikleri ile yol gideri Kurumca karşılanır. 
Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yatarak tedavileri sırasında, hekimin veya diş hekiminin tıbben göreceği lüzum üzerine yanında kalan refakatçinin yatak ve yemek giderleri bir kişi ile sınırlı olmak üzere Kurumca karşılanır. 
Yurt içinde veya yurt dışına yapılan sevkler nedeniyle ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin tutarı 72 nci maddede belirtilen Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından belirlenir. 
Sürekli iş göremezlik veya malûllük durumlarının tespiti, kontrolü veya periyodik sağlık muayenesi amacıyla yapılan sağlık hizmeti giderleri ile yol ve gündelik giderleri de bu madde hükümlerine göre ödenir.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmü bulunmaktadır.
Bu itibarla, 5510 sayılı Kanunun hükümleri ve bu hükümler uyarınca yürürlüğe konulan ikincil mevzuat çerçevesinde sigortalıların tedavileri ve bu tedavileri esnasında kendilerine refakat edenlerin gündelik ve yol giderleri Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenmekte olup, 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası hükmünün uygulanmasına yönelik açıklamalara ise aşağıda yer verilmiştir. 
- Refakat iznin ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerin tedavi amacıyla hastaneye götürülmesi için izin verilmesi hususunu içermediği,
- Refakat izni verilen personele harcırah ve yolluk verilmesinin mümkün olmadığı,
- Refakat izninin kişinin tedavisinin evde veya hastanede olması hususlarına bağlı olmadığı,
- Refakat izninin verilmesine sebep kişinin memuriyet mahalli içinde veya dışında olmasının öneminin bulunmadığı,
- Refakat izni verilen Devlet memurunun izin süresinin sonunda görevine başlaması gerektiği, kendisine ayrıca bir yol süresinin verilmesinin mümkün olmadığı,
- Refakat izninin sağlık kurulu raporuna dayalı olması ve raporda, Kanunda öngörülen hususların yer alması gerektiği, bu nitelikte olmayan sağlık kurulu raporlarına dayalı olarak refakat izni verilemeyeceği,
- Refakat izni verilen memurun izin sebebinin son bulması halinde derhal görevine dönmesi gerektiği,
- Refakat izninin memurun talebine bağlı olması sebebiyle azami sürelerden daha az verilebileceği,
-  Azami süre kadar refakat izni kullanan memura aynı hastalığa bağlı olarak yeniden refakat izni verilemeyeceği,
- Azami süre kadar refakat izni kullanan memura farklı hastalığa bağlı olarak mevzuatta yer alan diğer şartların yerine getirilmesi halinde yeniden refakat izni verilebileceği,
- Anılan 105 inci maddede dayalı olarak bir kişi için azami süre kadar refakat izni kullanan Devlet memuruna diğer bir kişi içinde maddede aranılan şartların taşıması halinde refakat izni verilebileceği, 
mütalaa edilmektedir.


Özet: Birinci derece yakınlarının sağlık hizmeti sunucularında gördükleri tedavileri esnasında Devlet memurunun tek hekim raporuna istinaden söz konusu kişilere refakat edip edemeyeceği hk. (18/05/2012-8328)


1) Bakanlığınıza bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan Devlet memurlarına verilen hastalık raporlarının, sigortalı çalışanlar için düzenlenen geçici iş göremezlik belgesinin üzerine düzenlenip düzenlenemeyeceği, 
2) Devlet memurunun birinci derece yakınlarının sağlık hizmeti sunucularında gördükleri tedavileri esnasında Devlet memurunun hekim raporuna istinaden söz konusu kişilere refakat edip edemeyeceği ile refakat edecek hastada yaş sınırlamasının bulunup bulunmadığı,
hususunda görüş talep eden ilgi yazı incelenmiştir.
1) Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 105 inci maddesinin altıncı fıkrasında; “Hastalık raporlarının hangi hallerde, hangi hekimler veya sağlık kurulları tarafından verileceği ve süreleri ile bu konuya ilişkin diğer hususlar, Sağlık, Maliye ve Dışişleri Bakanlıkları ile Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşleri alınarak Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirlenir.” hükmü yer almaktadır.
29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”te Devlet memurlarına verilen hastalık raporlarının nasıl düzenlenmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamakta olup, mezkur Yönetmeliğin 11 inci maddesinde; “(1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hâllerde 5510 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı çerçevesinde işlem yapılır.” hükmü yer almaktadır. 
Diğer taraftan, 28/08/2008 tarihli ve 26981 sayılı Resmi Gazete”de yayımlanan Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği”nin “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ff) bendinde sağlık raporunun “Uzman hekim raporunu/sağlık kurulu raporunu”;  (gg) bendinde Uzman hekim raporunun  “İlgili tek uzman hekim tarafından düzenlenen başhekimlik mührü ve ıslak imza onayı bulunan sağlık raporunu,”;  (ğğ) bendinde ise Sağlık kurulu raporunun “İlgili daldan üç uzman hekimin katılımıyla, aynı daldan üç uzman hekim bulunmaması hâlinde ise ilgili dal uzmanı ile birlikte öncelikle bu uzmanlık dalına en yakın uzmanlık dalından olmak üzere başhekimin seçeceği diğer dallardan uzman hekimlerin katılımı ile en az üç uzman hekimden oluşan sağlık kurullarınca düzenlenen, başhekimlik mührü ve ıslak imza onayı bulunan sağlık raporunu,” ifade edeceği belirtilmektedir. 
Ayrıca, 17/08/2011 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının yayınladığı duyuruda; “6111 sayılı Kanunun 107 nci madesi ile 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinde yer alan “Hastalık ve refakat izni” ne ilişkin değişiklikler yapılmış olup “Hastalık raporlarının hangi hallerde, hangi hekimler veya sağlık kurulları tarafından verileceği ve süreleri ile bu konuya ilişkin diğer hususlar, Sağlık, Maliye ve Dışişleri Bakanlıkları ile Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşleri alınarak Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirleneceği” hüküm altına alınmış ve söz konusu hükümler 25.02.2011 tarihinden itibaren geçerlidir.  
Bu itibarla, Kurum mevzuatı gereği 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için “geçici iş göremezlik belgesi” düzenlenmeyecek ve istirahat raporları Kuruma gönderilmeyecektir. 
İlgililerin istirahat raporlarına ait düzenlenmesi gereken belgelere ilişkin olarak Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığından bilgi alınması gerekmektedir.” denilmektedir.
Geçici iş göremezlik ödeneğinin ödenmesi için gerekli olan belgelerden biri olan ve 27.06.2007 tarihli ve26565 sayılı Resmi Gazete”de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumları Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin ekinde örneği yer alan iş göremezlik belgesi 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için düzenlenmemektedir. İş göremezlik belgesi Devlet memurları için düzenlenmemekle birlikte, söz konusu belgede “birinci on güne kadar ayaktan istirahatler için doldurulacak bölüm”, “ikinci on güne kadar ayaktan istirahatler için doldurulacak bölüm”lerin yer alması ve birinci on günlük istirahat süresi sonunda kontrol muayenesinin yapılıp yapılmayacağı hususunun belirtilmesi Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygunluk göstermekte olup, bu hususun Devlet memurlarına verilen hastalık raporların kontrolünü kolaylaştıracağı  değerlendirilmektedir. 
Bu itibarla, 
- Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”te Devlet memurlarına verilen hastalık  raporlarının nasıl düzenlenmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamakta olup, mezkur Yönetmeliğin 11 inci maddesinde bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hâllerde 5510 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı çerçevesinde işlem yapılacağının belirtilmesi sebebiyle rapor örneğine ilişkin hususun sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği”nde ise uzman hekim raporu ile sağlık kurulu raporunun tanımları yapılarak söz konusu raporlarda bulunması gereken unsurlar belirtilmekte olup,  Devlet memurlarına verilen hastalık raporlarının söz konusu unsurları içermesi gerektiği,
- her ne kadar Devlet memurları için iş göremezlik belgesinin düzenlenmesine ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına gönderilmesine gerek olmamakla birlikte, söz konusu belgenin formatının Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygunluk gösterdiği değerlendirilmekte olup, Devlet memurlarına verilen hastalık raporlarının iş göremezlik belgesi üzerine de düzenlenebileceği,
mütalaa edilmektedir. 
2) Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrasında; “Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır.” hükmü yer almaktadır.
Ayrıca, 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in 10 uncu maddesinde; “1) Memurlara 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası uyarınca izin verilebilmesi için memurun; a) Bakmakla yükümlü olduğu ana, baba, eş ve çocuklarından birinin, b) Bakmakla yükümlü olmamakla birlikte refakat edilmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocuklarıyla kardeşlerinden birinin, ağır bir kaza geçirdiğinin veya tedavisi uzun süren bir hastalığı bulunduğunun sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi zorunludur.
(2) Birinci fıkra çerçevesinde düzenlenecek ve refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel nitelikler yer alır. Gerekli görülmesi hâlinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katma kadar uzatılır.
(3) Aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memur refakat izni kullanamaz.
(4) Aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresi altı ayı geçemez.
(5) İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması hâlinde memur iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlar. Bu durumda veya izin süresinin bitiminde, göreve başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümlerine göre işlem yapılır. 
(6) Refakat izni kullanılırken memurun aylık ve özlük haklan korunur.” hükmü yer almaktadır. 
Bu itibarla, 
- Devlet memurlarının bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verileceği,
- 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrasında belirtilen haller dışında birinci derece yakınlarının sağlık hizmeti sunucularında gördükleri tedavileri sırasında Devlet memurunun söz konusu kişilere refakat etmesi halinde izin verileceğine dair herhangi bir hükmün  657 sayılı Kanunda bulunmaması sebebiyle, bahsi geçen durumda memura hekim raporuna istinaden refakat sebebiyle izin verilemeyeceği,
mütalaa edilmektedir. 



Özet: 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu gereği bakıcı yardımından faydalanan yakını için memura 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesine istinaden refakat izni verilip verilemeyeceği hk.(19/08/2011-13830)

Genel Müdürlüğünüzde görev yapmakta olan bir personele 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu gereği bakıcı yardımından faydalanan bir yakını için ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 105 inci maddesine istinaden refakat izni verilip verilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşünün istenildiği ilgi yazı incelenmiştir. 
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesinin son fıkrasında; “Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır.” Hükmü yer almaktadır. 
Diğer taraftan, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunuun ek 7 nci maddesinde, “Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamı esas alınmak suretiyle; kendilerine ait veya bakmakla yükümlü olduğu birey sayısına göre kendilerine düşen ortalama aylık gelir tutarı bir aylık net asgarî ücret tutarının 2/3’ünden daha az olan bakıma muhtaç özürlülere, resmî veya özel bakım merkezlerinde ya da ikametgâhlarında bakım hizmeti verilmesi sağlanır.
Bakıma muhtaç özürlülere sunulacak bakım hizmetlerinin kapsamına, bakım hizmetinden yararlanabileceklerin başvuru şekline ve bu hizmetleri verecek olan gerçek ve tüzel kişilerin izin, çalışma, denetim, ücretlendirme ile bakım hizmeti karşılığı yapılacak ödemelere ilişkin usûl ve esaslar; Kurumun koordinatörlüğünde, Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer alan hükümler çerçevesinde, Devlet memurunun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi durumunda aylık ve özlük hakları korunarak üç aya kadar izin verilmesi gerekmekte ayrıca bu süre bir katına kadar uzatılmaktadır. 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu gereği bakım hizmeti ve bakım ücretinden yararlanan kişinin refakat ihtiyacı karşılanması sebebiyle bu durumdakilerin memur olan yakınlarının refakat izninden yararlanamayacağı değerlendirilmektedir. 


Özet: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105’inci maddesine göre verilen refakat izni süresinin uzatılması için sağlık kurulu raporunun yenilenmesinin gerekip gerekmediği hk. (16/11/2011-21821)

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105’inci maddesine göre verilen refakat izni süresinin uzatılması için sağlık kurulu raporunun yenilenmesinin gerekip gerekmediği hususunda görüş talep ettiğiniz ilgi dilekçe incelenmiştir.
Bilindiği üzere,  657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesine istinaden hazırlanarak 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10’uncu maddesinin 2’nci fıkrasında; “Birinci fıkra çerçevesinde düzenlenecek ve refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel nitelikler yer alır. Gerekli görülmesi hâlinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katma kadar uzatılır.” hükmü yer almaktadır. 
Bu itibarla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105’ inci maddesine göre 3 aya kadar verilen refakat izninin gerekli görülmesi halinde aynı koşullarda bir katına kadar uzatılması sebebiyle, refakat izni süresinin uzatılması için sağlık kurulu raporunun yenilenmesi gerektiği mütalaa edilmektedir.





Özet: Devlet memuruna, özürlü olduğuna dair sağlık kurulu raporu bulunan yakını için 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesine istinaden refakat izni verilip verilemeyeceği hk.(13/02/2011-2724)

Salihli Halk Kütüphanesinde görev yapan …”ün çocuğunun %93 oranında özürlü olduğuna dair sağlık kurulu raporuna istinaden adı geçen kişiye refakat izni verilip verilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
  Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 105 inci maddesinin son fıkrasında; “Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır. ” hükmü yer almaktadır. 
Diğer taraftan, 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Refakat iznine ilişkin esaslar” başlıklı 10 uncu maddesinde, “1) Memurlara 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası uyarınca izin verilebilmesi için memurun;
a) Bakmakla yükümlü olduğu ana, baba, eş ve çocuklarından birinin,
b) Bakmakla yükümlü olmamakla birlikte refakat edilmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocuklarıyla kardeşlerinden birinin,
ağır bir kaza geçirdiğinin veya tedavisi uzun süren bir hastalığı bulunduğunun sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi zorunludur.
(2) Birinci fıkra çerçevesinde düzenlenecek ve refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel nitelikler yer alır. Gerekli görülmesi hâlinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katına kadar uzatılır.
(3)  Aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memur refakat izni kullanamaz.
(4) Aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresi altı ayı geçemez.
(5) İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması hâlinde memur iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlar. Bu durumda veya izin süresinin bitiminde, göreve başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümlerine göre işlem yapılır.
(6) Refakat izni kullanılırken memurun aylık ve özlük haklan korunur.” hükmü yer almaktadır. 
Bu itibarla, Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 10 uncu maddesine göre, refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel niteliklerin yer alması gerekmekte olup, bakmakla yükümlü olduğu çocuğunun özürlü sağlık kurulu raporuna istinaden bahsi geçen personele refakat izni verilmesinin mümkün olmadığı mütalaa edilmektedir. 


Özet: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 104 üncü maddesinde yer alan mazeret izninin kullanımı hk. (04/04/2011-3419)


          
   Yıllık izinler ile mazeret izinlerinin kullanımı ve sürelerin hesaplanması ile ilgili hususlarda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunun ‘İzin’ başlıklı 23 üncü maddesinde; "Devlet memurları, bu kanunda gösterilen süre ve şartlarla izin hakkına sahiptirler." hükmüne 102 nci maddesinde "Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (on yıl dahil) olanlar için 20 gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir." hükmüne  103 üncü maddesinde de; "Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izleyen iki yılın izni bir arada verilebilir. Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer.
Öğretmenler yaz tatili ile dinlenme tatillerinde izinli sayılırlar. Bunlara, hastalık ve diğer mazeret izinleri dışında, ayrıca yıllık izin verilemez.
Hizmetleri sırasında radyoaktif ışınlarla çalışan personele, her yıl yıllık izinlerine ilaveten bir aylık sağlık izni verilir. " hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, mezkur Kanunun 104 üncü maddesinde doğum, ölüm, evlilik ile ilgili mazeret izinleri düzenlenmiş olup, (C) fıkrasında ise; “(A) ve (B) fıkralarında belirtilen hâller dışında, merkezde atamaya yetkili amir, ilde vali, ilçede kaymakam ve yurt dışında diplomatik misyon şefi tarafından, birim amirinin muvafakati ile bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde, mazeretleri sebebiyle memurlara on gün izin verilebilir. Zaruret hâlinde öğretmenler hariç olmak üzere, aynı usûlle on gün daha mazeret izni verilebilir. Bu takdirde, ikinci kez verilen bu izin, yıllık izinden düşülür. ” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde; yıllık izinlerin amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabileceği belirtilerek zaman bakımından idareye takdir yetkisi tanınmış olup, 1-2 gün yıllık izin talebinde bulunan personele bu süreler kadar izin verilmesine engel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca, mezkur Kanunun 104 üncü maddesinin (C) fıkrasında yer verilen mazeret izninin, yıllık izne ilave bir izin gibi görülmemesi gerektiği, yıllık izin hakkı olan personele bazı istisnai durumlarda anılan madde kapsamında mazeret izni verilmesi mümkün olmakla birlikte amirin bu konuda takdir yetkisinin olduğu, takdir yetkisi kullanılırken mazeretin niteliği ile birlikte ilgilinin yıllık izin hakkının olup olmadığı hususunun da dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmasının uygun olacağı mütalaa edilmektedir.


Özet: 657 sayılı Kanunun 104 üncü maddesinin B fıkrasında yer verilen mazeret izinlerinin başlangıç tarihleri hk. (18/05/2011-9645)



657 sayılı Kanunun 104 üncü maddesinin B fıkrasında yer verilen mazeret izinlerinin hangi tarihten itibaren kullanılacağı hususunda, gerek mezkur Kanunda gerekse 15/04/2011 tarihli Resmi Gazetede Yayımlanan Kamu Personeli Genel Tebliğinde herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğini belirten ve  söz konusu mazeret izinlerinin hangi tarihte başlayacağı hususunda görüş talep eden ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Mazeret izni” başlıklı 104 üncü maddesinin B fıkrasında; “Memura, eşinin doğum yapması hâlinde, isteği üzerine on gün babalık izni; kendisinin veya çocuğunun evlenmesi ya da eşinin, çocuğunun, kendisinin veya eşinin ana, baba ve kardeşinin ölümü hâllerinde isteği üzerine yedi gün izin verilir.” hükmüne yer verilmiş, ancak bu izinlerin hangi tarihlerden itibaren kullanılacağı hususunda herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Yukarıda yer verilen hüküm çerçevesinde; 657 sayılı Kanunun 104 üncü maddesinin B fıkrasındaki sebeplere dayalı olarak verilen mazeret izinlerinden,
1) Evlilik sebebine dayalı olarak verilen mazeret izninin, resmi nikahın gerçekleştiği tarihten, ancak nikah ve düğünün farklı tarihlerde yapılması durumunda, memurun tercihi de göz önünde bulundurularak resmi nikah yahut düğün tarihinden,
2) Babalık izni ile ölüm üzerine verilen mazeret izninin ise, söz konusu mazeretlerin vuku bulduğu tarihten, diğer bir deyişle doğumun veya ölüm olayının meydana geldiği tarihten,
itibaren başlamak suretiyle kullandırılmasının uygun olacağı düşünülmektedir. 


Özet: Aylıksız izinde iken doğum yapacak olan memura, göreve başlamadan doğum öncesi ve sonrası analık izninin verilip verilmeyeceği hk. (09/08/2011-14905)



Bakanlığınıza bağlı eğitim kurumunda görev yapmakta iken eşinin yurt dışı görevlendirmesi nedeniyle 14 Eylül 2010 - 30 Haziran 2011 tarihleri arasında aylıksız izinde  bulunan ve 15 Haziran 2011 tarihinde doğum yapması beklenen Emine Şule ÇALIŞIR’ ın   doğum öncesi ve doğum sonrası izin haklarından yararlanıp yararlanamayacağı hususunda Başkanlığımızdan görüş talep ettiğiniz ilgi yazı incelenmiştir.
 Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları kanununun 104 üncü maddesinde; “Kadın memura; doğumdan önce sekiz, doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı hafta süreyle analık izni verilir. Çoğul gebelik durumunda, doğum öncesi sekiz haftalık analık izni süresine iki hafta eklenir. Ancak beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesine kadar sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memur, isteği hâlinde doğumdan önceki üç haftaya kadar kurumunda çalışabilir. Bu durumda, doğum öncesinde bu rapora dayanarak fiilen çalıştığı süreler doğum sonrası analık izni süresine eklenir. Doğumun erken gerçekleşmesi sebebiyle, doğum öncesi analık izninin kullanılamayan bölümü de doğum sonrası analık izni süresine ilave edilir. Doğumda veya doğum sonrasında analık izni kullanılırken annenin ölümü hâlinde, isteği üzerine memur olan babaya anne için öngörülen süre kadar izin verilir.” hükmü yer almaktadır.
Bu itibarla, 108 inci madde kapsamında aylıksız izinli olan memurun izin süresi içinde doğum yapacak olması sebebiyle aylıksız izninin kesilerek göreve başlama şartı  aranmaksızın analık izni  kullanmak istemesi halinde kendisine doğum öncesi  ve doğum sonrası  analık izninin verilmesi gerektiği mütalaa edilmektedir.



Özet: Yaz tatilinde erken doğum yapan öğretmenin, erken doğum nedeniyle
kullanamadığı izinlerini doğum sonrasına aktarıp aktaramayacağı hk. (30/09/2011-16719)

Yaz tatilinde erken doğum yapan öğretmenin, doğumun erken gerçekleşmesi sebebiyle doğum öncesi analık izninizin kullanılamayan bölümünün doğum sonrası analık izni süresine eklenip eklenmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 25/02/2011 tarihli ve 27857 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/02/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 104 üncü maddesinde değişiklik yapılmış olup, söz konusu maddenin (A) bendinde, "Kadın memura; doğumdan önce sekiz, doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı hafta süreyle analık izni verilir. Çoğul gebelik durumunda, doğum öncesi sekiz haftalık analık izni süresine iki hafta eklenir. Ancak beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesine kadar sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memur, isteği hâlinde doğumdan önceki üç haftaya kadar kurumunda çalışabilir. Bu durumda, doğum öncesinde bu rapora dayanarak fiilen çalıştığı süreler doğum sonrası analık izni süresine eklenir. Doğumun erken gerçekleşmesi sebebiyle, doğum öncesi analık izninin kullanılamayan bölümü de doğum sonrası analık izni süresine ilave edilir. Doğumda veya doğum sonrasında analık izni kullanılırken annenin ölümü hâlinde, isteği üzerine memur olan babaya anne için öngörülen süre kadar izin verilir." hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, Başkanlığımız tarafından hazırlanan (2) Seri No'lu "Kamu Personeli Genel Tebliği" 15/04/2011 tarihli ve 27906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Söz konusu Tebliğinin "Devlet Memurlarına Doğum Sebebiyle Verilecek İzinler" başlıklı kısmının "Doğum Sebebiyle Verilecek Analık İzni" başlıklı bölümünde, "Beklenen doğum tarihinden önce doğum yapan memurun, doğum yapmadan önce kullanamadığı analık izni süreleri, doğum sonrası analık izni sürelerine ilave edilecektir. Bu çerçevede;
- Doğumdan önce sekiz hafta süreli analık iznine ayrılan ve bu süre içerisinde erken doğum yapan memurun, erken doğum sebebiyle kullanamadığı doğum öncesi analık izni süreleri, doğum sonrası sekiz haftalık analık iznine eklenecektir.
- Beklenen doğum tarihinden önceki üç haftaya kadar Kurumunda fiilen çalışan kadın memurun, son üç haftalık doğum öncesi analık izni süresi içerisinde erken doğum yapması sebebiyle doğum öncesinde kullanamadığı analık izni süresi (kurumunda fiilen çalışarak geçirdiği süreler ile birlikte), doğum sonrası analık izni süresine ilave edilecektir.
- Beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesinde doğum öncesi analık iznine ayrılmayarak, sağlık durumunun uygun olduğuna dair tabip raporu almak suretiyle kurumunda fiilen çalışmaya devam eden kadın memurun, bu süre içerisinde erken doğum yapması halinde, erken doğum sebebiyle kullanamadığı doğum öncesi analık izni süresi ile kurumunda fiilen çalışarak geçirdiği süreler doğum sonrası sekiz haftalık analık iznine eklenecektir.
- Kadın memurun otuz ikinci haftadan önce doğum yapması halinde, erken doğum sebebiyle kullanılamayan sekiz haftalık doğum öncesi analık izni süresinin tamamı doğum sonrası analık iznine ilave edilecektir. " hükmü ve "657 sayılı Kanunun 6111 sayılı Kanunla değişik 104 üncü maddesinin yürürlüğe girdiği 25/2/2011 tarihinden önce erken doğum yapan ve mezkur maddenin yürürlük tarihinde doğum sonrası analık iznini kullanan kadın memurun erken doğum sebebiyle kullanamadığı doğum öncesi analık izni süreleri, kullanmakta olduğu doğum sonrası analık iznine eklenecektir." hükmü yer almaktadır.
Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; yaz tatili esnasında doğum yapan
öğretmenin erken doğum sebebiyle kullanılamayan analık izin sürelerinin, doğum sonrası
analık iznine eklenmesi gerektiği mütalaa edilmektedir.


Özet: 32 nci haftadan önce ölü doğum yapan memura, doğum öncesi kullanamadığı analık izni ile doğum sonrası analık izninin verilip verilmeyeceği hk. (13/05/2011-9492)


657 sayılı Kanuna tabi olarak çalışan personelin hamileliğinin 32 nci haftasından önce ölü doğum yapmış olması durumunda kullanılamayan doğum öncesi sekiz haftalık analık izin süresinin doğum sonrası analık izin süresine eklenip eklenmeyeceği hususunda görüş talep eden  ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 104 üncü maddesinin (A) bendinde; “Kadın memura; doğumdan önce sekiz, doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı hafta süreyle analık izni verilir. Çoğul gebelik durumunda, doğum öncesi sekiz haftalık analık izni süresine iki hafta eklenir. Ancak beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesine kadar sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memur, isteği hâlinde doğumdan önceki üç haftaya kadar kurumunda çalışabilir. Bu durumda, doğum öncesinde bu rapora dayanarak fiilen çalıştığı süreler doğum sonrası analık izni süresine eklenir. Doğumun erken gerçekleşmesi sebebiyle, doğum öncesi analık izninin kullanılamayan bölümü de doğum sonrası analık izni süresine ilave edilir.” hükmü yer almaktadır. 15/04/2011 tarih ve 27906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (2) Seri No’lu  Kamu Personeli Genel Tebliğinde ise kadın memurun otuz ikinci haftadan önce doğum yapması halinde, erken doğum sebebiyle kullanılamayan sekiz haftalık doğum öncesi analık izni süresinin tamamının doğum sonrası analık iznine ilave edileceği ifade edilmiştir.
 Bu itibarla, mezkur Kanunun 104 üncü maddesinin (A) bendinde belirtilen mazeret izinlerinin verilebilmesi için doğum olayının gerçekleşmiş olması kriteri esas alındığından ve madde metninde doğum yapan memura ifadesi kullanıldığından, otuz ikinci haftadan önce ölü doğum yapan memura, erken doğum sebebiyle kullanamadığı sekiz haftalık doğum öncesi analık izninin tamamının doğum sonrası analık iznine ilave edilmesi gerektiği, doğumun ölü doğum ya da düşük olduğuna sağlık hizmeti sunucusu tarafından karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmektedir. 



Özet: Ölü doğum yapan memurun, doğumdan önce fiilen çalıştığı 5 haftalık analık izni süresinin doğum sonrası analık iznine eklenip eklenmeyeceği hk. (14/03/2012-4443)


Devlet memurunun sağlık durumunun uygun olduğuna dair doktor raporu almak suretiyle doğum öncesinde fiilen çalıştığı 5 haftalık analık izni süresinin, ölü doğum yapması halinde de doğum sonrası analık izni süresine eklenip eklenemeyeceği hususunda görüş talep eden ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 104 üncü maddesinin (A) bendinde; “Kadın memura; doğumdan önce sekiz, doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı hafta süreyle analık izni verilir. Çoğul gebelik durumunda, doğum öncesi sekiz haftalık analık izni süresine iki hafta eklenir. Ancak beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesine kadar sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memur, isteği hâlinde doğumdan önceki üç haftaya kadar kurumunda çalışabilir. Bu durumda, doğum öncesinde bu rapora dayanarak fiilen çalıştığı süreler doğum sonrası analık izni süresine eklenir...” hükmü yer almaktadır. 
 Bu itibarla, mezkur Kanunun 104 üncü maddesinin (A) bendinde belirtilen analık izninin verilebilmesi için doğum olayının gerçekleşmiş olması kriterinin esas alınması ve madde metninde doğum yapan memura ifadesinin kullanılması sebebiyle ölü doğum yapan memurun doğum öncesinde fiilen çalıştığı 5 haftalık analık izninin doğum sonrası analık iznine eklenmesi gerektiği mütalaa edilmektedir. 






Özet: 8 haftalık doğum öncesi analık izni süresi içinde memuriyete yerleştirmesi yapılan memurun, göreve başladıktan sonra doğum öncesi analık iznini kullanıp kullanamayacağı hk. (06/09/2012-14077)


2012 KPSS 1.Yerleştirme işlemleri neticesinde üniversiteniz hemşire kadrosuna ÖSYM tarafından yerleştirmesi yapılan ilgilinin doğum öncesi iş görmezlik belgesi aldığından bahisle yapılacak işleme esas görüş talep eden ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 62 nci maddesinde “İlk defa veya yeniden veyahut yer değiştirme suretiyle; 
a) Aynı yerdeki görevlere atananlar atama emirlerinin kendilerine tebliğ gününü, 
b) Başka yerdeki görevlere atananlar, atama emirlerinin kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde o yere hareket ederek belli yol süresini, 
İzleyen iş günü içinde işe başlamak zorundadırlar. Savaş ve olağanüstü hallerde bu süre Bakanlar Kurulu Kararı ile kısaltılabilir. 
Yukarıdaki süreler; 
1 - Kanuni izinlerin kullanılması veya geçici bir görevin yapılması sırasında başka bir göreve atanan memurlar için iznin veya geçici görevin bitimi, 
2 - Hesaplarını, yerlerine gelenlere devir zorunda bulunan sayman ve sayman mutemetleri için devrin sona ermesi, 
3 - Eski görevlerine devamları kurumlarınca yazılı olarak tebliğ edilenler için yerlerine atanan memurların gelmesi veya yeni görev yerlerine hareketlerinin kurumlarınca tebliği, 
tarihinde başlar.
Yer değiştirme suretiyle yapılan atamalarda memurlara atama emirleri tebliğ edilince yollukları, ödeme emri aranmaksızın, saymanlıklarca derhal ödenir. Memurun izinli ve raporlu olması tebligata engel olmamakla beraber (a) ve (b) bentlerindeki süreler izin ve rapor müddetinin bitmesinde başlar. 
Bu maddede geçen "yer" deyiminin kapsamı İçişleri ve Maliye Bakanlıklarınca birlikte belirtilir.” hükmü; 63 üncü maddesinde ise, “Bir göreve ilk defa veya yeniden atananlardan belge ile ispatı mümkün zorlayıcı sebepler olmaksızın 62 nci maddedeki süre içinde işe başlamayanların atanmaları iptal edilir ve bunlar 1 yıl süreyle Devlet memuru olarak istihdam edilemezler. Bunların belge ile ispatı mümkün zorlayıcı sebepler nedeniyle göreve başlamama hali iki ayı aştığı takdirde atama işlemi atamaya yetkili makamlarca iptal edilir.” hükmü yer almaktadır. 
Diğer taraftan, 15/04/2011 tarihli ve 27906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2 Seri No’lu Kamu Personeli Genel Tebliğinin A/I-e maddesinde; “Devlet memurluğuna atanmadan önce doğum yapan ve doğum yaptığı tarihten itibaren sekiz haftalık süre içerisinde göreve başlayanlara,  657 sayılı Kanunun 104 üncü maddesinin (A) fıkrası çerçevesinde doğum yaptığı tarih dikkate alınarak sadece sekiz haftalık doğum sonrası analık izni süresinin kalan kısmı kullandırılacaktır.” hükmü yer almakta olup, söz konusu hükümde Devlet memurluğuna atanmadan önce doğum yapan ve doğum yaptığı tarihten itibaren sekiz haftalık süre içerisinde göreve başlayanlara, sekiz haftalık doğum sonrası analık izni süresinin kalan kısmının kullandırılması gerektiği belirtilmektedir. Adı geçen Tebliğ”de doğumdan önceki sekiz haftalık süre içerisinde Devlet memurluğuna ÖSYM tarafından yerleştirmesi yapılan personelin sekiz haftalık doğum öncesi analık izninin nasıl kullandırılacağına ilişkin herhangi bir hüküm yer almamaktadır. 
Bu itibarla, Üniversiteniz hemşire kadrosuna ÖSYM tarafından yerleştirmesi yapılan ve sekiz haftalık doğum öncesi analık izni süresi içerisinde olan ilgilinin yerleştirildiği kadroya atamasının yapılması ve göreve başlatılması gerekmekte olup, söz konusu personele göreve başladığı tarihten itibaren sekiz haftalık doğum öncesi analık izni süresinin kalan kısmının kullandırılması gerektiği mütalaa edilmektedir. 


Özet: 3 haftalık doğum öncesi analık izni süresi içinde erken doğum yapan memurun, doğum öncesinde kullanamadığı analık izni süresinin doğum sonrası analık izni süresine ilave edilip edilemeyeceği hk. (13/09/2011-17722)


Rektörlüğünüz bünyesinde görev yapmakta olan Devlet memurunun 37 haftalık hamile iken almış olduğu 3 haftalık doğum öncesi izninden erken doğum sebebiyle kullanamadığı kısmının doğum sonrası analık iznine eklenip eklenmeyeceği, doğum sonrası analık izninin azami ne kadar süre kullandırılacağı hususlarında görüş talep eden ilgi yazı incelenmiştir. 
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 104 üncü maddesinin (A) bendinde, “Kadın memura; doğumdan önce sekiz, doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı hafta süreyle analık izni verilir. Çoğul gebelik durumunda, doğum öncesi sekiz haftalık analık izni süresine iki hafta eklenir. Ancak beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesine kadar sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memur, isteği hâlinde doğumdan önceki üç haftaya kadar kurumunda çalışabilir. Bu durumda, doğum öncesinde bu rapora dayanarak fiilen çalıştığı süreler doğum sonrası analık izni süresine eklenir. Doğumun erken gerçekleşmesi sebebiyle, doğum öncesi analık izninin kullanılamayan bölümü de doğum sonrası analık izni süresine ilave edilir. Doğumda veya doğum sonrasında analık izni kullanılırken annenin ölümü hâlinde, isteği üzerine memur olan babaya anne için öngörülen süre kadar izin verilir.” hükmü, 108 inci maddesinin (B) bendinde ise, “Doğum yapan memura, 104 üncü madde uyarınca verilen doğum sonrası analık izni süresinin bitiminden; eşi doğum yapan memura ise, doğum tarihinden itibaren istekleri üzerine yirmidört aya kadar aylıksız izin verilir.” hükmü yer almaktadır.  
Diğer taraftan, Başkanlığımız tarafından hazırlanan (2) Seri No’lu “Kamu Personeli Genel Tebliği” 15/04/2011 tarihli ve 27906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Söz konusu Tebliğinin “Devlet Memurlarına Doğum Sebebiyle Verilecek İzinler” başlıklı kısmının “Doğum Sebebiyle Verilecek Analık İzni” başlıklı bölümünde, “Beklenen doğum tarihinden önce doğum yapan memurun, doğum yapmadan önce kullanamadığı analık izni süreleri, doğum sonrası analık izni sürelerine ilave edilecektir.
 Bu çerçevede;
- Doğumdan önce sekiz hafta süreli analık iznine ayrılan ve bu süre içerisinde erken doğum yapan memurun, erken doğum sebebiyle kullanamadığı doğum öncesi analık izni süreleri, doğum sonrası sekiz haftalık analık iznine eklenecektir. 
- Beklenen doğum tarihinden önceki üç haftaya kadar Kurumunda fiilen çalışan kadın memurun,  son üç haftalık doğum öncesi analık izni süresi içerisinde erken doğum yapması sebebiyle doğum öncesinde kullanamadığı analık izni süresi (kurumunda fiilen çalışarak geçirdiği süreler ile birlikte), doğum sonrası analık izni süresine ilave edilecektir.  
- Beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesinde doğum öncesi analık iznine ayrılmayarak, sağlık durumunun uygun olduğuna dair tabip raporu almak suretiyle kurumunda fiilen çalışmaya devam eden kadın memurun, bu süre içerisinde erken doğum yapması halinde, erken doğum sebebiyle kullanamadığı doğum öncesi analık izni süresi ile kurumunda fiilen çalışarak geçirdiği süreler doğum sonrası sekiz haftalık analık iznine eklenecektir.  
- Kadın memurun otuz ikinci haftadan önce doğum yapması halinde, erken doğum sebebiyle kullanılamayan sekiz haftalık doğum öncesi analık izni süresinin tamamı doğum sonrası analık iznine ilave edilecektir. ” hükmü,  “Doğum Sebebiyle Verilecek Aylıksız İzin” başlıklı bölümünde ise “Doğum yapan memura verilecek aylıksız iznin başlangıç tarihi, doğum sonrası analık izninin (asgari 8, azami 13 hafta) bitimi; eşi doğum yapan memura verilecek aylıksız iznin başlangıç tarihi ise doğum tarihi olarak belirlenmiştir.” hükmü yer almaktadır. 
Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde, 
- beklenen doğum tarihinden önceki üç haftaya kadar Kurumunda fiilen çalışan kadın memurun,  son üç haftalık doğum öncesi analık izni süresi içerisinde erken doğum yapması sebebiyle doğum öncesinde kullanamadığı analık izni süresinin (kurumunda fiilen çalışarak geçirdiği süreler ile birlikte), doğum sonrası analık izni süresine ilave edilmesi gerektiği, 
- doğumun beklenen tarihte gerçekleşmesi halinde doğum sebebiyle verilen aylıksız iznin başlangıç tarihinin doğumdan sonra asgari 8, azami 13 haftanın bitimde başlaması gerektiği, doğumun beklenen tarihten erken gerçekleşmesi halinde ise söz konusu  sürelere erken doğum sebebiyle doğum öncesinde kullanılamayan analık izni sürelerinin de eklenmesi gerektiği, 
 mütalaa edilmektedir. 



Özet: Doğumdan önce verilen 8 haftalık analık izninin 5 haftalık kısmını doğum sonrasına aktarabilmek için doğumdan önceki 3 haftaya kadar kurumda çalışabileceğine dair alınan tabip raporunun, Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşmesi bulunmayan bir sağlık hizmeti sunucundan alınması halinde, Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşmesi bulunan sağlık hizmeti sunucusuna onaylattırılmasının gerekli olup olmadığı hk. (01/10/2012-15994)


Bakanlığınızda görev yapan personelin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 104 üncü maddesinin (A) bendine istinaden doğumdan önce verilen 8 haftalık analık izninin 5 haftalık kısmını doğum sonrasına aktarabilmek için doğumdan önceki 3 haftaya kadar kurumda çalışabileceğine dair tabip raporu aldığını, söz konusu raporun Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşmesi bulunmayan bir sağlık hizmeti sunucundan alındığını belirterek, bahsi geçen raporun Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesine göre Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşmesi bulunan sağlık hizmeti sunucusuna onaylattırılmasının gerekip gerekmediği hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 104 üncü maddesinin (A) bendinde, “Kadın memura; doğumdan önce sekiz, doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı hafta süreyle analık izni verilir. Çoğul gebelik durumunda, doğum öncesi sekiz haftalık analık izni süresine iki hafta eklenir. Ancak beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesine kadar sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memur, isteği hâlinde doğumdan önceki üç haftaya kadar kurumunda çalışabilir. Bu durumda, doğum öncesinde bu rapora dayanarak fiilen çalıştığı süreler doğum sonrası analık izni süresine eklenir. Doğumun erken gerçekleşmesi sebebiyle, doğum öncesi analık izninin kullanılamayan bölümü de doğum sonrası analık izni süresine ilave edilir. Doğumda veya doğum sonrasında analık izni kullanılırken annenin ölümü hâlinde, isteği üzerine memur olan babaya anne için öngörülen süre kadar izin verilir.” hükmü yer almaktadır. 
Adı geçen Kanunun 105 inci maddesinin altıncı fıkrasına istinaden hazırlanarak 22/8/2011 tarihli ve 2011/2226 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen ve 29/10/2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren  Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Hastalık raporlarının verilmesi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Memurların hastalık raporlarının, 5510 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatında belirtilen usûl ve esaslar çerçevesinde kendilerini tedavi eden kurum tabipliği, aile hekimliği veya SGK ile sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları tarafından düzenlenmesi esastır.” hükmü; aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, “SGK ile sözleşmesi bulunmayan sağlık hizmeti sunucuları tarafından verilen ve istirahat süresi on günü geçmeyen raporlar, SGK ile sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusu hekim tarafından, istirahat süresi on günü aşan raporlar ise SGK ile sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusu sağlık kurulunca onandığı takdirde geçerli olur.” hükmü yer almaktadır. 
Bu itibarla, 
- hamileliğinin 32 nci haftasında bulunan Devlet memuruna verilen doğumdan önceki 3 haftaya kadar kurumda çalışabileceğine dair tabip raporunun, doğumdan önceki 8 haftaya girildiğini ve sağlık durumunun doğumdan önceki 3 haftaya kadar kurumda çalışmasına uygun olduğunu tespit eden bir belge olarak değerlendirilmesi gerektiği, 
- hamileliğinin 32 nci haftasında bulunan Devlet memuruna verilen doğumdan önceki 3 haftaya kadar kurumda çalışabileceğine dair tabip raporunun, hastalık izni verilmesine esas teşkil eden hastalık raporu olarak kabul edilmemesi gerektiği değerlendirilmekte olup, söz konusu tabip raporunun SGK ile sözleşmesi bulunmayan bir sağlık hizmeti sunucundan alınması halinde Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğinin 5 inci maddesi gereğince SGK ile sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusu tarafından onaylanmasına gerek olmadığı,
mütalaa edilmektedir. 


Özet: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 104 üncü maddesine istinaden memura eşinin doğum yapması halinde isteği üzerine verilen 10 günlük babalık izninin, doğum olayının meydana geldiği tarihten 15 gün veya 1 ay sonra talep edilmesi halinde verilip verilemeyeceği hk. (23/12/2011-22333)


Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 104 üncü maddesinin (B) bendinde; “Memura, eşinin doğum yapması halinde, isteği üzerine on gün babalık izni; … verilir.” hükmü yer almaktadır. 
Diğer taraftan, 15/04/2011 tarihli ve 27906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Personeli Genel Tebliğinin( Seri No:2) “B) Sicil, Disiplin ve Diğer Hususlara İlişkin Açıklamalar” başlıklı  (B) bendinin 10 Nolu açıklamasında; “6111 sayılı Kanunla 657 sayılı Kanunun 100 ve 101 inci maddelerinde yapılan değişiklikle, özürlü memurların günlük çalışma süreleri ile hamile ve özürlü memurların gece nöbeti ve gece vardiyası görevleriyle ilgili bu memurlar lehine düzenlemeler yapılmış, 104 üncü maddede yapılan değişiklikle de eşi doğum yapan memura verilen üç günlük izin, babalık izni adı altında yeniden isimlendirilerek süresi on güne çıkarılmıştır. Mezkur düzenlemeler ile aynı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrasında yer alan aylıklı refakat izninden; 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 58 inci maddesinde yer alan, “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda uygulanması sırasında birliği sağlamak ve doğacak tereddütleri gidermekle Devlet Personel Başkanlığı yetkili ve görevlidir.
Sözleşmeli personele ilişkin olarak bu Kanun Hükmünde Kararnamede hüküm bulunmayan hallerde, Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınmak kaydıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” hükmü çerçevesinde kamu iktisadi teşebbüslerinde 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/c maddesi kapsamında görev yapan sözleşmeli personel de aynı usul ve esaslar çerçevesinde yararlandırılacaktır.” hükmü yer almaktadır.
Bu itibarla; 
- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 104 üncü maddesinin (B) bendinde düzenlenen babalık izninden 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/c maddesi kapsamında görev yapan sözleşmeli personelin de aynı usul ve esaslar çerçevesinde yararlandırılması gerektiği,
- Devlet memuruna isteği üzerine verilen söz konusu iznin eşinin doğum yaptığı tarihten itibaren başlaması gerektiği, doğum olayının gerçekleştiği tarihten itibaren 15 gün veya 1 ay sonra bahsi geçen babalık izninin verilemeyeceği mütalaa edilmektedir.
 


Özet: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 103 üncü maddesinde yer alan 1 aylık sağlık izninin, 1 yıllık hizmet süresini doldurmayan memura verilip verilmeyeceği hk. (02/11/2009-19188)


Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalında uzmanlık eğitimine başlayan ve henüz 1 yılını doldurmayan personele 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 103 üncü maddesi gereğince 1 aylık sağlık izni verilip verilemeyeceği hususunda görüş talep eden ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında; “Hizmetleri sırasında radyoaktif ışınlarla çalışan personele, her yıl yıllık izinlerine ilaveten bir ay sağlık izni verilir.” hükmü bulunmaktadır.
Ayrıca, 27/4/1939 tarihli ve 2/10857 sayılı Radyoloji, Radyom ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamnamenin 24 üncü maddesinde; “Bu gibi müesseselerde, her röntgen mütehassısının veya röntgen ve radyom ile iştigal eden kimsenin senede dört hafta muntazaman devamlı tatil yapması mecburidir.” hükmü,  24.7.1985 tarih ve 85/9727 sayılı Radyasyon Güvenliği Tüzüğünün 3 üncü maddesi ise; “Radyasyon güvenliğine ilişkin hizmetler, Radyasyon Sağlığı ve Güvenliği Dairesince yürütülür.” hükmü yer almaktadır.
Bu itibarla, söz konusu personelin Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığına bağlı Radyasyon Sağlığı ve Güvenliği Dairesince “Radyasyon Görevlisi” sayılmaları halinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun mezkur 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden sağlık izninden yararlanabilecekleri,   ayrıca, mezkur hükümde ilgili personelin söz konusu izne hak kazanabilmesi için herhangi bir önkoşul bulunmadığı mütalaa edilmektedir.




Özet: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 103 üncü maddesine göre 1 aylık sağlık iznini kullanmakta olan memurun, bu süreçte istirahat raporu alması halinde uygulanacak işlem hk. (05/10/2012-15609)

Üniversiteniz Tıp Fakültesi Hastaneleri bünyesinde hemşire olarak görev yapmakta olan personelinizin, 01/08/2012-31/08/2012 tarihleri arasında şua iznini kullanmakta olduğu,  şua izninin her yıl düzenli olarak kullanılması gerektiği, bir sonraki yıla aktarılamayacağı ve parça parça kullanılamayacağı da  göz önünde bulundurularak, kullanmakta olduğu şua izni esnasında almış olduğu 22/08/2012-01/09/2012 tarihli istirahat raporunun işleme konulup konulmayacağı hususuna ilişkin   ilgi yazı ve ekleri incelenmiştir.
Bilindiği üzere, kamu kurumlarında çalışan sağlık personelinin yıllık izinlerini nasıl kullanacakları 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda düzenlenmiş, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 103 üncü maddesinde de mesleğinin özelliğinden dolayı hizmetleri sırasında radyoaktif ışınlarla çalışan radyasyon çalışanları için her yıl yıllık izinlere ilaveten bir ay sağlık izni verileceği ifade edilmiştir. Bununla birlikte 3153 sayılı Kanuna dayalı olarak çıkarılan Radyoloji, Radyum ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamname’nin 24 üncü maddesinde de, radyasyonlu ortamda çalışanların yılda dört hafta düzenli ve her sene tatil yapması mecburidir denilerek şua izinleri güvence altına alınmıştır. Söz konusu Nizamnamenin ilgili hükmünde “senede dört hafta muntazaman devamlı tatil yapılması mecburidir” şeklindeki ifade ile radyasyonlu ortamda çalışan personel bir yıllık çalışmanın karşılığında, bir ay (dört hafta) düzenli olarak şua izni kullanılacağı, bu iznin parça parça kullanılamayacağı vurgulanmaktadır.
Diğer taraftan, Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; “Yıllık iznini kullanmakta iken hastalık raporu verilen memurun hastalık izin süresinin, yıllık izninin bittiği tarihten önce sona ermesi hâlinde, memur kalan yıllık iznini kullanmaya devam eder.” hükmü ile 4 üncü fıkrasında; “Hastalık izinleri sebebiyle kullanılamayan yıllık izinler 657 sayılı Kanunun 103 üncü maddesine göre kullandırılır.” hükmü yer almaktadır. 
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; yıllık izinlerin nasıl kullanılacağını açıklayan 657 sayılı Kanunun ilgili hükmü gereği, bir aylık sağlık izninin yıllık izne ilaveten verileceği ve söz konusu iznin, her yıl düzenli olarak kullanılacağı ve parça parça kullanılamayacağı hususu dikkate alındığında, sağlık iznini kullanmakta iken hastalık nedeniyle rapor alan ilgilinin hastalık izninin bitiş tarihi, sağlık izninin bitiş tarihinden sonraki güne rastladığından, kullanamadığı sağlık iznini bir sonraki yıla devretmeyecek şekilde aynı yıl içerisinde sağlık raporunun bitiminden itibaren kullanmaya devam edebileceği,
mütalaa edilmektedir.


Özet: Muvazzaf askerlik, vekil memurluk ve özel sektörde geçen sürelerin, yıllık izne esas hizmet süresinin hesabında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hk. (01/03/2010-3006)

 
 Belediyenize aday memur olarak atanan personelin muvazzaf askerlikte, vekil memurlukta geçen süreler ile özel sektörde mühendis olarak çalışılan sürelerin yıllık izne esas hizmet süresinin hesabında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği,  5393 sayılı Belediye Kanununun 49 uncu maddesine göre istihdam edilen sözleşmeli personelin, göreve başlamadan önce  217 sayılı KHK’nın 2 nci maddesinde sayılan kurumlarda sosyal güvenlik kurumlarına prim ödemek suretiyle geçen hizmet sürelerinin bir yılı aşması halinde yıllık izin hakkının bulunup bulunmadığı hususlarında görüş talep ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 102 nci maddesinde; “Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir.” hükmü yer almakta, 06/06/2002 tarihli ve 24777 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 154 seri  nolu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinde ise; yıllık izin sürelerinin hesabında, hangi statüde olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında geçmese dahi Devlet memurlarının kazanılmış hak aylıklarında değerlendirilen hizmet sürelerinin dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
Ayrıca, mezkur Kanunun 36 ncı maddesinin "Ortak Hükümler" Bölümümün (C) bendinin 1 inci fıkrasında, “Teknik hizmetler sınıfına girenlerden memurluğa girmeden önce yurt içinde veya yurt dışında mesleklerini serbest olarak veya resmi veya özel müesseselerde ifa edenlerle memuriyetten ayrıldıktan sonra bu işlerde çalışarak yeniden memuriyete girmek isteyenlerin teknik hizmetlerde geçen süresinden bu kanun ve bu kanunun 87 nci maddesinde sözü edilen kurumlarda geçen sürenin tamamı ve geri kalan sürenin 3/4 ü toplamı memuriyette geçmiş sayılarak bu süreler her yılı bir kademe ilerlemesi ve her üç yıl için bir derece yükselmesi verilmek suretiyle değerlendirilir.” hükmü,  “Muvazzaf askerliğini yaptıktan sonra Devlet memurluğuna girenlerin kademe intibakları” başlıklı 83 üncü maddesinde “Muvazzaf askerlik görevini yaptıktan sonra Devlet memurluğuna atananlar adaylık esaslarına tabi olurlar ve muvazzaf askerlikte geçen süreleri asaletlerinin tasdikinden sonra kademe ilerlemesi yapılmak ve sınav veya seçmeye tabi tutulmak suretiyle derece yükseltilmesinde de değerlendirilir.” hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan, 5393 sayılı Belediye Kanununun 49 uncu maddesine göre istihdam edilen sözleşmeli personelin hizmet sözleşmesi esaslarında, “Bir hizmet yılını doldurmak kaydıyla 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinde sayılan kurumlarda sosyal güvenlik kurumlarına prim ödemek suretiyle geçen hizmet süreleri toplamı on yıla kadar olan sözleşmeli personele bir takvim yılı içerinde yirmi gün, toplam hizmet süresi on yıldan fazla olanlara ise otuz gün ücretli izin verilir.” hükmünün yer aldığı ilgi yazıda belirtilmektedir. 
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; 
-154 Seri No’lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği gereğince, yıllık izin süresinin hesabına esas hizmet süresinin tespitinde, hangi statüde olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında geçmese dahi Devlet memurlarının kazanılmış hak aylık derecelerinin hesabında değerlendirilen hizmet süreleri dikkate alınmakta olup,  muvazzaf askerlikte geçen süreler ile özel sektörde mühendis olarak geçen sürelerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 84 üncü ve 36/C maddesinin birinci fıkrası gereğince kazanılmış hak aylığında değerlendirilmesi sebebiyle, toplam hizmet süresi en az bir yıl olan Devlet memurlarının aday memur olsa dahi yıllık izin hakkının bulunduğu,
- Söz konusu Tebliğde yıllık izin sürelerinin hesabında, hangi statüde olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin dikkate alınacağının belirtilmiş olması sebebiyle, kamu kurum ve kuruluşlarında vekil memur olarak görev yapılan sürelerin yıllık izne esas hizmet süresinin hesabında dikkate alınarak, toplam hizmet süresinin en az bir yıl olması halinde söz konusu personele aday memur olsa dahi yıllık izin verilmesi gerektiği, 
- 5393 sayılı Belediye Kanununun 49 uncu maddesine göre istihdam edilen sözleşmeli personelin Başkanlığınızda ve 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesinde sayılan kurumlarda sosyal güvenlik kurumlarına prim ödemek suretiyle geçen hizmet süreleri toplamının en az bir yıl olması halinde söz konusu personele yıllık izin verilmesi gerektiği,
mütalaa edilmektedir. 


Özet: 6191 sayılı Kanun gereğince araştırmacı olarak atanan memurun yıllık izni hk. (17/01/2012-25117)

Bakanlığınız İzmir İI Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü emrine "Arastırmacı" olarak ataması yapılan …'in 6191 sayılı Kanunun Geçici 32 nci maddesi çerçevesinde 2010 ve 2011 yıllarına ait yıllık izin hakkının olup olmadığı hususundaki ilgi yazı incelenmistir.
926 sayılı Kanuna 6191 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 32 nci maddenin ilk fikrasının (a) bendinde; "Bu kişilerin ilişiklerinin kesildiği tarihten bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süreleri Türk Silahlı Kuvvetlerinde geçmiş kabul edilir.. Bu fıkranın (c) bendinin (2) numaralı alt bendi ile (ç) bendine gore araştırmacı kadrolarına atananlar için bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih ile göreve başlama tarihleri arasındaki süreye ilişkin kesenek ve kurum karsılıkları ile fiili hizmet süresi zammı ve itibari hizmet süresine ait kurum karşılıkları, emeklilik keseneğine esas aylık derece ve kademeleri ile ek gösterge rakamları ilgili Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığınca tespit edilir ve goreve basladığı kamu kurum ve kuruluşları tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna defaten ödenir..", (c) fıkrasının 2 numaralı bendinde de, "isteyenler, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesindeki genel şartları taşımaları kaydıyla, kamu kurum ve kuruluslarının araştırmacı unvanlı kadrolarına atanmak uzere Milli Savunma Bakanlığı tarafından mali ve sosyal haklarına esas olacak derece, kademe ve rütbeleri belirtilmek suretiyle Devlet Personel Baskanlığına bildirilir. Anılan Başkanlıkk tarafından kırkbeş gün içinde kamu kurum ve kuruluşlarına bunların atamaları teklif edilir. Söz konusu teklife ilişkin yazının atamayı yapacak kamu kurum ve kuruluşuna intikalinden itibaren otuz gün içinde ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından atama işlemlerinin yapılması zorunludur." denilmektedir.
Diğer taraftan, 657 sayılı Kanunun "Yıllık izin" başlıklı 102 nci maddesinde, "Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir." ve aynı Kanunun 103 üncü maddesinde de, "Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca gore kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izliyen iki yılın izni bir arada verilebilir.Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer." hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde; Bakanlığınız emrine 6191 sayılı Kanun gereğince "Araştırmacı" unvanıyla atanan personelin hizmet yılları dikkate alınarak göreve basladıkları tarih itibariyle yıllık izin hakkının olduğu bu sebeple de 2010 yılı için yıllık izin haklarının bulunmadığı değerlendirilmektedir.


Özet: 632 sayılı KHK ile memur kadrolarına geçirilen sözleşmeli personelin yıllık izni hk. (08/02/2012-1999)

Ceza İnfaz Kurumlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine göre sözleşmeli personel olarak görev yapmakta iken 04/06/2011 tarihli ve 27954(Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 632 sayılı “Devlet Memurları Kanununun 4 Üncü Maddesinin (B) Fıkrası İle 4924 Sayılı Kanun Uyarınca Sözleşmeli Personel Pozisyonlarında Çalışanların Memur Kadrolarına Atanması Amacıyla Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname”  ile memur kadrolarına geçirilen personelin 4/B statüsünde çalışırken hak kazandıkları 2011 yılına ait yıllık izinlerinin bir sonraki yıla devredilip devredilmeyeceği hususlarında görüş talep eden ilgi yazı  incelenmiştir.
 Bilindiği üzere, 04/06/2011 tarihli ve 27954(Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 632 sayılı “Devlet Memurları Kanununun 4 Üncü Maddesinin (B) Fıkrası İle 4924 Sayılı Kanun Uyarınca Sözleşmeli Personel Pozisyonlarında Çalışanların Memur Kadrolarına Atanması Amacıyla Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname”nin  1 inci maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa eklenen Geçici 37 nci maddesinde, “Kamu kurum ve kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatı ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, ayın veya haftanın bazı günleri ya da günün belirli saatleri gibi kısmi zamanlı çalışanlar ile yükseköğretim kurumlarının araştırma-geliştirme projelerinde proje süreleriyle sınırlı olarak çalışanlar hariç olmak üzere, 4 üncü maddenin (B) fıkrası ve 10/7/2003 tarihli ve 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca vizelenmiş veya ihdas edilmiş sözleşmeli personel pozisyonlarında bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte çalışmakta olan ve 48 inci maddede belirtilen genel şartları taşıyanlardan otuz gün içinde yazılı olarak başvuranlar, pozisyonlarının vizeli olduğu teşkilat ve birimde, bulunduğu pozisyon unvanıyla aynı unvanlı 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli cetvellerde yer alan memur kadrolarına, bulunduğu pozisyon unvanıyla aynı unvanlı memur kadrosu olmaması halinde, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli cetvellerde yer alan kadro unvanlarıyla sınırlı olmak ve sözleşmeli personel pozisyonlarına ilişkin vize cetvellerindeki nitelikler dikkate alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığınca müştereken belirlenen memur kadrolarına, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış gün içinde kurumlarınca atanırlar.” hükmü yer almaktadır. 
Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Yıllık izin” başlıklı 102 nci maddesinde; “Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir.” hükmü, “Yıllık izinlerin kullanılışı” başlıklı 103 üncü maddesinde, “Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izleyen iki yılın izni bir arada verilebilir. Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer…” hükmü  yer almakta, 06/06/2002 tarihli ve 24777 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 154 seri  nolu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinde ise; yıllık izin sürelerinin hesabında, hangi statüde olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında geçmese dahi Devlet memurlarının kazanılmış hak aylıklarında değerlendirilen hizmet sürelerinin dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, 
-632 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile memur kadrolarına geçirilen personelden, memur kadrolarına geçirilmeden önce yılda 30 gün yıllık izin hakkına sahip olanların, hangi statüde olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında geçmese dahi Devlet memurlarının kazanılmış hak aylıklarında değerlendirilen hizmet sürelerinin toplamının on yılı geçip geçmediğine göre yıllık izin süresinin belirlenmesi,
-Mezkur Kanun Hükmünde Kararname ile memur kadrolarına geçirilen personelin 2011 yılındaki yıllık izin haklarının 657 sayılı Kanun hükümleri esas alınarak tespit edilmesi ve tespit edilen süreden sözleşmeli statüdeyken kullanılan izinlerin düşülmesi, 2011 yılına ait yıllık iznin 2012 yılına kadar kullanılmayan kısmının 2012 yılına devredilmesi gerektiği mütalaa edilmektedir.



Özet: Memurun daha önce sigortalı olarak çalıştığı sürelerin yıllık izin hesabında dikkate alınıp alınmayacağı hk. (05/04/2012-5390)


Gaziposmanpaşa Adliyesi Zabıt Katibi …’ın memuriyetten önceki çalışmış olduğu sigortalı hizmetlerinin emekli müktesebinde değerlendirildiği ve neticesinde memuriyet hizmeti ile sigortalı hizmetinin 10 yılı geçtiği durumlarda yıllık izin süresinin ne şekilde hesaplanacağı hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Yıllık izin” başlıklı 102’nci maddesinde; “Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir.” hükmü, “Yıllık izinlerin kullanılışı” başlıklı 103’üncü maddesinde, “Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izleyen iki yılın izni bir arada verilebilir. Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer…” hükmü  yer almaktadır.
Diğer taraftan, 06/06/2002 tarihli ve 24777 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 154 seri nolu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinde ise; yıllık izin sürelerinin hesabında, hangi statüde olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında geçmese dahi Devlet memurlarının kazanılmış hak aylıklarında değerlendirilen hizmet sürelerinin dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinin (C) bendinde; söz konusu bentte sayılan hizmet sınıflarına atanan Devlet memurlarından, memurluğa girmeden önce yurt içinde veya yurt dışında mesleklerini serbest olarak veya resmi veya özel müesseselerde ifa edenlerle, memuriyetten ayrıldıktan sonra bu işlerde çalışarak yeniden memuriyete girmek isteyenlerin buralarda geçen hizmet sürelerinin kazanılmış hak aylığında değerlendirilmesi hüküm altına alınmış olup, mezkur maddede Genel İdare Hizmetleri Sınıfında bulunan Devlet memurunun memuriyete girmeden önce sigortalı olarak geçen hizmet süresinin kazanılmış hak aylığında değerlendirilmesine ilişkin herhangi bir hüküm yer almamaktadır.
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; Devlet memurlarının hangi statüde olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında geçmese dahi mezkur Kanunun 36’ncı maddesinin (C) bendinde düzenlenen ve kazanılmış hak aylıklarında değerlendirilen hizmet sürelerinin toplamının on yılı geçip geçmediğine göre yıllık izin süresinin belirlenmesi gerektiği mütalaa edilmektedir.


Özet: Yıllık izin kullanımında amirlerin takdir yetkisinin sınırı ile yıllık izin bitimine tekabül eden ya da yıllık izin süresinin içerisinde kalmayan Cumartesi-Pazar günlerinin yıllık izne dahil edilip edilmeyeceği hk. (13/07/2012-11967)


Sendikanız üyelerinden gelen talepler doğrultusunda, memurlara yıllık izin uygulamalarında 7 veya 15 günden az izin verilip verilemeyeceği ile idarenin yıllık iznin kullanılma süresini belirleme yetkisinin kapsamına ilişkin Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, Anayasanın “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50 nci maddesinde; “…Dinlenmek, çalışanların hakkıdır. Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.” hükmü yer almakta olup, bu hükme istinaden 657 sayılı Devlet Memurlar Kanununun “İzin” başlıklı 23 üncü maddesi ile; “Devlet memurları, bu kanunda gösterilen süre ve şartlarla izin hakkına sahiptirler.” hükmü, 99 uncu maddesi ile; “Memurların haftalık çalışma süresi genel olarak 40 saattir.  Bu süre Cumartesi ve Pazar günleri tatil olmak üzere düzenlenir. Ancak özel kanunlarla yahut bu kanuna veya özel kanunlara dayanılarak çıkarılacak tüzük ve yönetmeliklerle, kurumların ve hizmetlerin özellikleri dikkate alınmak suretiyle farklı çalışma süreleri tespit olunabilir. Bakanlar Kurulu, yurt dışı kuruluşlarda hizmetin gerektirdiği hallerde, hafta tatilini Cumartesi ve Pazardan başka günler olarak tespit edebilir.” hükmü, 102 nci maddesi ile de; “Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir.” hükmü düzenlenmiş bulunmaktadır. 
Diğer taraftan, mezkur Kanunun “Yıllık izinlerin kullanılışı” başlıklı 103 üncü maddesinde; “Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izliyen iki yılın izni bir arada verilebilir. Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer. Öğretmenler yaz tatili ile dinlenme tatillerinde izinli sayılırlar. Bunlara, hastalık ve diğer mazeret izinleri dışında, ayrıca yıllık izin verilmez. Hizmetleri sırasında radyoaktif ışınlarla çalışan personele, her yıl yıllık izinlerine ilaveten bir aylık sağlık izni verilir.” düzenlemesi yapılmıştır. 
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; 
-Yıllık izinlerin amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabileceği belirtilerek zaman bakımından idareye takdir yetkisi tanınmış olup,  5 veya 7 gün yıllık izin talebinde bulunan personele, bu süreler kadar izin verilmesine engel bir düzenlemenin bulunmadığı,
-Yıllık izin talebinde bulunan personele verilen iznin bitimine tekabül eden ve yıllık izin süresinin içerisinde kalmayan Cumartesi-Pazar günlerinin tatil olarak düzenlendiği hususundan hareketle yıllık izne dahil edilmesinin uygun olmadığı,
-Kamu hizmetlerinin sevk ve idaresinin kesintisiz olarak yürütülmesini sağlamak amacıyla, memurların yıllık izin haklarını kullanma zamanları bakımından amirlere tanınan takdir yetkisinin mevzuatın çizdiği sınırlar içinde, adalet ve eşitlik ilkelerine uygun bir şekilde, kamu hizmet ve gerekleri ile kamu yararı amacıyla kullanılması gerektiği değerlendirilmekte olup, bu bağlamda bahse konu takdir yetkisinin Anayasal ve yasal olarak tanınmış bir haktan ilgililerin faydalanamaması sonucunu doğuracak şekilde kullanılmamasının uygun olacağı,
mütalaa edilmektedir.
Özet: Askerlik hizmeti nedeniyle aylıksız izinli bulunan memurun bu süreçte yıllık izin hakkının bulunup bulunmadığı ve askerlikte geçen süreler dikkate alınarak yıllık izinden kesinti yapılıp yapılamayacağı hk. (10/11/2010-21736)

Rektörlüğünüzde hemşire olarak görev yapan …’nın  30/11/2009-01/06/2010 tarihleri arasında askerlik sebebiyle aylıksız izin aldığını, ilgilinin 2009 yılında bir ay aylıksız izinli olması sebebiyle 2009 yılına ait 3 günlük yıllık izin süresinden 2 gününün kesildiğini, 2010 yılında ise 5 ay aylıksız izinli olması sebebiyle 2010 yılına ait 20 günlük yıllık izin süresinden 8 gününün kesildiğini belirterek, askerlikte geçen süreler dikkate alınarak bahsi geçen personelin yıllık izinlerinin kesilip kesilemeyeceği hususunda görüş talep ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 102 nci maddesinde; “Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen hüküm çerçevesinde, 
-  bir yıl boyunca askerlik sebebiyle aylıksız izinli olan Devlet memurunun çalışmadığı yıla ait yıllık izin hakkının bulunmadığı, hizmeti bir yıldan fazla olan Devlet memurunun aylıksız iznin bitimini müteakip yıl içinde göreve başladığı tarih itibariyle söz konusu yıla ait yıllık izne hak kazanacağı,
- mezkur Kanunda Devlet memurunun hak kazandığı yıllık izin süresinden aylıksız izinde geçen süreler dikkate alınarak kesinti yapılacağına dair bir düzenleme bulunmadığından, bahsi geçen personelin askerlik dönüşünde yıllık izin hakkından kesinti yapılmaması gerektiği,
mütalaa edilmektedir. 



Özet: Memuriyetten önce yapılan askerlik ile kazanılmış hak aylığında değerlendirilen hizmet sürelerinin, yıllık izne esas hizmet süresinin hesabında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hk. (20/10/2011-20093)

27 Nisan 2009 tarihinde Genel Müdürlüğünüzde mühendis olarak göreve başlayan …’ın Devlet memurluğuna başlamadan önce 1 yıl süreyle askerlik görevini yaptığını belirterek,  göreve başladığı yıl için yıllık izin hakkının bulunup bulunmadığı, 2009 yılı için yıllık izin hakkı var ise bu izni hala kullanıp kullanamayacağı ile aday memur olarak göreve başlamadan önce 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36’ncı maddesinde belirtilen ve kazanılmış hak aylığında değerlendirilen hizmet süreleri toplamı en az bir yıl olan personele yıllık izin verilip verilmeyeceği hususlarında Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 102 nci maddesinde; “Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir.” hükmü, “Yıllık izinlerin kullanışı” başlıklı 103 üncü maddesinde ise, “Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izleyen iki yılın izni bir arada verilebilir. Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer.” hükmü  yer almakta, 06/06/2002 tarihli ve 24777 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 154 seri  nolu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinde ise; yıllık izin sürelerinin hesabında, hangi statüde olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında geçmese dahi Devlet memurlarının kazanılmış hak aylıklarında değerlendirilen hizmet sürelerinin dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
Diğer taraftan, memuriyete girmeden önce veya memuriyetten ayrılarak kamu veya özel sektörde geçen hizmetlerden hangilerinin memuriyet kazanılmış hak aylığında değerlendirileceği 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinin (C) bendinde düzenlenmiş olup, bunun dışında ise bazı geçici hükümlerle işçilikte ve sözleşmeli statüde geçen hizmetleri de memuriyet kazanılmış hak aylığında değerlendirilmesi sağlanmıştır. 
Ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Muvazzaf askerliğini yaptıktan sonra Devlet memurluğuna girenlerin kademe intibakları” başlıklı 84 üncü maddesinde ise,  “Muvazzaf askerlik görevini yaptıktan sonra Devlet memurluğuna atananlar adaylık esaslarına tabi olurlar ve muvazzaf askerlikte geçen süreleri asaletlerinin tasdikinden sonra kademe ilerlemesi yapılmak ve sınav veya seçmeye tabi tutulmak suretiyle derece yükseltilmesinde de değerlendirilir.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu hükme göre muvazzaf askerlik görevini yaptıktan sonra Devlet memurluğuna atananların askerlikte geçen süreleri kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde asaletlerinin tasdikinden sonra değerlendirilmektedir.  Ancak,  yıllık izin süresinin hesabına esas hizmet süresi tespit edilirken askerlik süresine ilişkin intibak işleminin ne zaman yapıldığı değil, askerlikte geçen sürelerin kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; 
-154 Seri No’lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği gereğince, yıllık izin süresinin hesabına esas hizmet süresinin tespitinde, hangi statüde olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında geçmese dahi Devlet memurlarının kazanılmış hak aylık derecelerinin hesabında değerlendirilen hizmet süreleri dikkate alınmakta olup, mezkur Kanunun 84 üncü maddesine göre muvazzaf askerlik görevini yaptıktan sonra Devlet memurluğuna atananların askerlikte geçen süreleri kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirilmesi sebebiyle, toplam hizmet süresi en az bir yıl olan Devlet memurlarının aday memur olsa dahi yıllık izin hakkının bulunduğu,
- mezkur Kanunun 36/C maddesi gereğince kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirilen hizmet süreleri toplamı en az bir yıl olan Devlet memurlarının aday memur olsa dahi yıllık izin hakkının bulunduğu,
- cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin haklarının düşmesi sebebiyle, 2009 yılına ait yıllık izin sürelerinin kullanılamayacağı,
mütalaa edilmektedir. 

Özet: İstifa edip bir sonraki yıl tekrar memurluğa atanan kişinin yıllık izni hk. (19/04/2011-6727)

Ege Üniversitesi Rektörlüğünün, Başkanlığınıza yolladığı ilgi yazıda 2010 yılı içerisinde yıllık izin kullanmadan istifa eden sekiz yıl hizmeti bulunan bir personelin 2011 yılında yeniden atamasının yapılması halinde 2010 yılına ait yıllık izninin bir sonraki yıla devredilip devredilemeyeceği ve 2011 yılında yıllık izin hakkının olup olmadığı hususlarında tereddüde düşüldüğünden bahisle görüş talep ettiğiniz ilgi yazı incelenmiştir.  
Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 102 nci maddesinde; “Devlet Memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (on yıl dahil) olanlar için 20 gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür.  Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir.” denilmekte, 103 üncü maddesinde de, yıllık izinlerin, amirin uygun bulacağı zamanlarda toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabileceği, birbirini izleyen iki yılın izninin bir arada verilebileceği, cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin haklarının düşeceği belirtildikten sonra öğretmenlere, yaz tatili ile dinlenme tatillerinde izinli sayıldıklarından hastalık ve mazeret izinleri dışında ayrıca yıllık izin verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, 2010 yılında memuriyetten istifa edip 2011 yılında tekrar göreve başlayan ilgili personelin 2010 yılında bir gün dahi fiilen çalışmış olması halinde yıllık izni hak etmiş olduğu hususundan hareketle 2010 yılına ait yıllık iznini 2011 yılında kullanabileceği, ayrıca 2011 yılında göreve başlamış olması sebebiyle de bu yıla ait izni de kullanabileceği mütalaa edilmektedir.


Özet: Yıllık iznin kısım kısım kullanımı ve yıllık izni bulunan memura mazeret izni verilip verilemeyeceği hk. (04/04/2011-3419)

Yıllık izinler ile mazeret izinlerinin kullanımı ve sürelerin hesaplanması ile ilgili hususlarda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği ilgi yazı incelenmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunun ‘İzin’ başlıklı 23 üncü maddesinde; "Devlet memurları, bu kanunda gösterilen süre ve şartlarla izin hakkına sahiptirler." hükmüne 102 nci maddesinde "Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (on yıl dahil) olanlar için 20 gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir." hükmüne  103 üncü maddesinde de; "Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izleyen iki yılın izni bir arada verilebilir. Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer.
Öğretmenler yaz tatili ile dinlenme tatillerinde izinli sayılırlar. Bunlara, hastalık ve diğer mazeret izinleri dışında, ayrıca yıllık izin verilemez.
Hizmetleri sırasında radyoaktif ışınlarla çalışan personele, her yıl yıllık izinlerine ilaveten bir aylık sağlık izni verilir. " hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, mezkur Kanunun 104 üncü maddesinde doğum, ölüm, evlilik ile ilgili mazeret izinleri düzenlenmiş olup, (C) fıkrasında ise; “(A) ve (B) fıkralarında belirtilen hâller dışında, merkezde atamaya yetkili amir, ilde vali, ilçede kaymakam ve yurt dışında diplomatik misyon şefi tarafından, birim amirinin muvafakati ile bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde, mazeretleri sebebiyle memurlara on gün izin verilebilir. Zaruret hâlinde öğretmenler hariç olmak üzere, aynı usûlle on gün daha mazeret izni verilebilir. Bu takdirde, ikinci kez verilen bu izin, yıllık izinden düşülür. ” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde; yıllık izinlerin amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabileceği belirtilerek zaman bakımından idareye takdir yetkisi tanınmış olup, 1-2 gün yıllık izin talebinde bulunan personele bu süreler kadar izin verilmesine engel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca, mezkur Kanunun 104 üncü maddesinin (C) fıkrasında yer verilen mazeret izninin, yıllık izne ilave bir izin gibi görülmemesi gerektiği, yıllık izin hakkı olan personele bazı istisnai durumlarda anılan madde kapsamında mazeret izni verilmesi mümkün olmakla birlikte amirin bu konuda takdir yetkisinin olduğu, takdir yetkisi kullanılırken mazeretin niteliği ile birlikte ilgilinin yıllık izin hakkının olup olmadığı hususunun da dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmasının uygun olacağı mütalaa edilmektedir.

         




Etiketler : ,