HIZLI MENÜ

Devlet Personel Başkanlığı Mütalaaları 8 - İzin ve İstifa Sonrası Memuriyete Dönüş

Tarih : 00-00-0000 00:00 - Ekleyen : Engin Keskin


MEMURLARIN İZİN VE İSTİFA SONARASI GERİ DÖNÜŞLERİ HAKKINDA

 

Özet: Memura, Sigortalı olan özürlü yakınının günlük bakımı için 2010/2 sayılı Başbakanlık Genelgesine göre izin verilip verilemeyeceği hk. (22/10/2012-16059)

 

30/01/2010 tarihli ve 27478 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Sendikal Gelişmeler Doğrultusunda Alınacak Önlemler” konulu ve 2010/2 sayılı Başbakanlık Genelgesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan kamu çalışanlarına kanunen bakmakla yükümlü olduğu özürlü aile bireyinin günlük bakımı için izin verilmesine ilişkin düzenleme hakkında görüş talep eden ilgi yazı incelenmiştir.

Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 102 nci ve 103 ncü maddeleri; memurların hizmet yılları itibariyle yıllık izinlerini nasıl ve ne şekilde kullanacaklarını, değişik 104 üncü maddesi; doğum, evlenme ve ölüm gibi hallerde ve bu hallerden başka mazerete dayalı verilecek mazeret izinlerinin süresini ve esaslarını, 105 inci maddesi; memurların hastalanmaları halinde verilecek hastalık izinlerini, değişik 108 inci maddesi ise; memurların bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya önemli bir hastalığa tutulmuş olması hallerinde, bu hallerini raporla belgelendirmeleri şartıyla verilecek aylıksız izinlerle, bazı durumların gerçekleşmesi halinde verilecek aylıksız izinlerin süre ve esaslarını hükme bağlamış olup, mezkur Kanunda Devlet memurlarına bakmakla yükümlü olduğu özürlü aile bireyinin günlük bakımı için izin verilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, 30/01/2010 tarihli ve 27478 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Sendikal Gelişmeler Doğrultusunda Alınacak Önlemler” konulu ve 2010/2 sayılı Başbakanlık Genelgesinin (3) numaralı fıkrasında; “Kamu çalışanlarının kanunen bakmakla yükümlü olduğu özürlü aile bireyinin bakıma muhtaç olduğunun ilgili mevzuatına göre alınmış geçerli özürlü sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi kaydıyla bu durumdaki personele; özürlü aile ferdinin günlük bakımı için izin kullanımında gerekli kolaylık sağlanacak ve personel mesai saatleri dışındaki nöbet görevinden ve gece vardiyasından muaf tutulacaktır.” hükmü yer almaktadır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (10) numaralı bendinde,  “Bakmakla yükümlü olduğu kişi: Bu Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentlerinin dışında kalan genel sağlık sigortalısının, sigortalı sayılmayan veya isteğe bağlı sigortalı olmayan, kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olan;

a) Eşini,

b) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim veya 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununda belirtilen aday çıraklık ve çıraklık eğitimi ile işletmelerde meslekî eğitim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocukları ile yaşına bakılmaksızın bu Kanuna göre malûl olduğu tespit edilen evli olmayan çocuklarını,

c) Geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı Kurumca belirlenen kriterlere göre tespit edilen ana ve babasını,

ifade eder” hükmü, 28/08/2008 tarihli ve 26981 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliğinin “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde, “Bakmakla yükümlü olduğu kişi: Kanunun 60 ıncı maddesinin

 

 birinci fıkrasının (c) bendinin (1) ve (2) numaralı alt bentlerinin dışında kalan genel sağlık sigortalısının, sigortalı sayılmayan veya isteğe bağlı sigortalı olmayan, kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olan;

1) Eşini,

2) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim veya 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununda belirtilen aday çıraklık ve çıraklık eğitimi ile işletmelerde meslekî eğitim görmesi hâlinde 20 yaşını, yüksek öğrenim görmesi hâlinde 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocukları ile yaşına bakılmaksızın bu Kanuna göre malul olduğu tespit edilen evli olmayan çocuklarını,

3) Her türlü kazanç ve irattan elde ettiği gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olan ve diğer çocuklarından sağlık yardımı almayan ana ve babasını,

….

ifade eder” hükmü yer almakta, 18/12/2009 tarihli ve 27436 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kamu Personelinin Genel Sağlık Sigortası Kapsamına Alınması Hakkında Tebliğ”nin 6 ncı maddesinin (3) numaralı fıkrasında ise, genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişilerin kimler olduğu ve bakmakla yükümlü olunan kişilerde aranan şartlar belirtilmektedir.

Yukarıdaki açıklama ve hükümler çerçevesinde, bahsi geçen personelin sigortalı olan özürlü babası 5510 sayılı Kanun gereğince ilgilinin bakmakla yükümlü olduğu kişiler arasında bulunmamakla birlikte, 2010/2 sayılı Başbakanlık Genelgesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan “kanunen bakmakla yükümlü olduğu özürlü aile bireyi” ibaresinden  kamu çalışanlarının sigortalı olan özürlü eşi, erkek ve kız çocuğu ile anne ve babasının da anlaşılması gerektiği; söz konusu kişilerin sigortalı olması sebebiyle 5510 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat gereğince “bakmakla yükümlü olduğu kişi” kapsamına girmediğinden mezkur Genelge hükmünün uygulanamayacağı görüşünün söz konusu Genelge hükmünün amacına aykırılık teşkil edeceği düşünüldüğünden, Genel Müdürlüğünüz personeline bahsi geçen Genelge hükmünün uygulanması gerektiği mütalaa edilmektedir.

 

 

 

 

 

Özet: 2010 tarihli ve 27478 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Sendikal Gelişmeler Doğrultusunda Alınacak Önlemler” konulu Başbakanlık Genelgesinin (3) numaralı fıkrasına göre özürlü aile ferdinin günlük bakımı için memurun kullanacağı izin hk. (25/11/2010-21363)

 

 

30/01/2010 tarihli ve 27478 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Sendikal Gelişmeler Doğrultusunda Alınacak Önlemler” konulu Başbakanlık Genelgesinin (3) numaralı fıkrasında ise kamu çalışanlarına özürlü aile ferdinin günlük bakımını yapması için izin kullanımında gerekli kolaylığın sağlanacağı ifadesinin yer aldığını belirterek, “kolaylık” ifadesinden ne anlaşılması gerektiği hususunda görüş talep eden ilgi yazı incelenmiştir.

Bilindiği üzere, 29/08/2009 tarihli ve 2009 yılı Toplu Görüşmeleri Mutabakat Metninin “Taraflarca Gerçekleştirilmesi Öngörülen Hususlar” başlıklı Ek 1 sayılı Listenin 1 inci maddesinde, “Kamu çalışanlarının kanunen bakmakla yükümlü bulunduğu bakıma muhtaç engelli aile fertlerinin olması durumunda, söz konusu personele engelli aile ferdinin bakımı için günlük 1 saat izin verilmesi ve personelin nöbet ve gece çalışmasından muaf tutulması için gerekli mevzuat düzenlemelerinin yapılması.” ifadesi yer almaktadır.

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 34 üncü maddesinde 4/4/2012 tarihli ve 6289 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile değiştirilmeden önce “Toplu görüşmenin sonuçlanması ve mutabakat metni”ne ilişkin hüküm yer almakta olup, söz konusu maddede “Toplu görüşme en geç onbeş gün içinde sonuçlandırılır. Bu süre içinde anlaşmaya varılırsa, düzenlenen mutabakat metni taraflarca imzalanır.

Mutabakat metni, uygun idarî, icraî ve yasal düzenlemelerin yapılabilmesi için Bakanlar Kuruluna sunulur. Bakanlar Kurulu üç ay içinde mutabakat metni ile ilgili uygun idarî ve icraî düzenlemeleri gerçekleştirir ve kanun tasarılarını Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.” hükmü yer almakta idi. Görüldüğü üzere, mezkur hükümde toplu görüşme sonucunda imzalanan mutabakat metninin, uygun idarî, icraî ve yasal düzenlemelerin yapılabilmesi için Bakanlar Kuruluna sunulacağı, Bakanlar Kurulunun ise  üç ay içinde mutabakat metni ile ilgili uygun idarî ve icraî düzenlemeleri gerçekleştireceği ve kanun tasarılarını Türkiye Büyük Millet Meclisine sunacağı ifade edilmektedir. Dolayısıyla, toplu görüşme sonucunda imzalanan mutabakat metninde yer alan hususlara ilişkin gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılmadan bahsi geçen düzenlemelerin kamu çalışanlarına uygulanacağına dair herhangi bir hüküm mezkur Kanunda yer almamaktadır.

Diğer taraftan, 30/01/2010 tarihli ve 27478 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Sendikal Gelişmeler Doğrultusunda Alınacak Önlemler” konulu ve 2010/2 sayılı Başbakanlık Genelgesinin (3) numaralı fıkrasında; “Kamu çalışanlarının kanunen bakmakla yükümlü olduğu özürlü aile bireyinin bakıma muhtaç olduğunun ilgili mevzuatına göre alınmış geçerli özürlü sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi kaydıyla bu durumdaki personele; özürlü aile ferdinin günlük bakımı için izin kullanımında gerekli kolaylık sağlanacak ve personel mesai saatleri dışındaki nöbet görevinden ve gece vardiyasından muaf tutulacaktır.” hükmü yer almakta olup, söz konusu hükümde kamu çalışanlarına özürlü aile ferdinin günlük bakımını yapması için izin kullanımında gerekli kolaylığın sağlanacağı ifade edilmekle birlikte ilgililere günde ne kadar süre ile ya da ne şekilde izin verileceğine dair bir düzenleme yer almamaktadır.

 

 

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 102 nci maddesi, memurların hizmet yılları itibariyle yıllık izinlerini nasıl ve ne şekilde kullanacaklarını; değişik 104 üncü maddesi, doğum, evlenme ve ölüm gibi hallerde ve bu hallerden başka mazerete dayalı verilecek mazeret izinlerinin süresini ve esaslarını; 105 inci maddesi, memurların hastalanmaları halinde verilecek hastalık izinleri ile  memurların bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren  bir hastalığa tutulmuş olması hallerinde, bu hallerini raporla belgelendirmeleri şartıyla verilecek refakat izinlerini; değişik 108 inci maddesi ise, bazı durumların gerçekleşmesi halinde verilecek aylıksız izinlerin süre ve esaslarını hükme bağlamış olup, mezkur Kanunda Devlet memurlarına bakmakla yükümlü olduğu özürlü aile bireyinin günlük bakımını yapması için izin verilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde,

-gerek 657 sayılı Kanunda gerekse kamu çalışanlarına ilişkin diğer personel mevzuatında kanunen bakmakla yükümlü olduğu özürlü aile bireyi bulunan kamu çalışanlarına özürlü aile ferdinin günlük bakımını yapması  için verilecek iznin süre ve esaslarını düzenleyen herhangi bir hüküm bulunmamakta olup; 2010/2 sayılı Başbakanlık Genelgesinin mezkur hükmünde kamu çalışanlarına kanunen bakmakla yükümlü olduğu özürlü aile ferdinin günlük bakımı için izin kullanımında gerekli kolaylık sağlanacağının belirtilmesi sebebiyle, Bakanlığınız personelinin kanunen bakmakla yükümlü olduğu özürlü aile ferdinin günlük bakımını yapması için mesai saatleri içinde izin kullanması hususunda gerekli kolaylığın Kurumunuzca sağlanması gerektiği,

- Söz konusu iznin günde kaç saat verileceği hususunun ise Bakanlığınız personelinin kanunen bakmakla yükümlü olduğu özürlü aile ferdinin özür durumu,   özürlü aile bireyine yapılacak bakımın niteliği, personelin konumu gibi çeşitli değişkenler göz önünde bulundurularak Bakanlığınızca belirlenmesinin uygun olacağı,

 mütalaa edilmektedir.

 

 


 

Özet: İstifa eden Devlet memurunun yeniden atanması için geçmesi gerekli 6 ay sürenin başlangıç tarihinin istifanın onaylandığı tarih olduğu, merkezi yerleştirme sonucu ÖSYM tarafından bir kadroya yerleştirilen adayın atamasının yapılması için ilgili Kuruma başvuru tarihi itibariyle de bu sürenin dolmuş olması gerektiği hk. (13/09/2010-19008)

 

 

 

Aynı KPSS puanı ile kamu kurum ve kuruluşlarının memur kadroları ile 4/B sözleşmeli personel pozisyonlarına yerleşip yerleşemeyeceğiniz ile çekilen veya çekilmiş sayılanların yeniden memuriyete atanmalarında tabi olacakları bekleme sürelerinin başlangıç ve bitiş tarihlerine ilişkin yazı incelenmiştir

Bilindiği üzere, Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğin Ek-2 nci maddesinde; “Bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yapılan merkezi yerleştirme sonucu B grubuna ait herhangi bir kadro veya pozisyona yerleştirilen adaylar, daha sonraki personel alımları için yerleştirmelerine esas alınan puanla başvuruda bulunamazlar..” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümle getirilen kısıtlama adı geçen Yönetmelik hükümleri kapsamında yapılan merkezi yerleştirmelere ilişkin olup, 4/B sözleşmeli personel pozisyonlarına, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların Ek 2 nci maddesine dayalı olarak ÖSYM tarafından yerleştirme yapılmaktadır.

Bu itibarla, kamu kurum ve kuruluşlarının 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi çerçevesinde istihdam edilecek sözleşmeli pozisyonlara atanan adayların aynı KPSS sonuçlarını ÖSYM tarafından yapılacak merkezi yerleştirme işlemlerinde kullanabilmeleri mümkün bulunmaktadır.

Diğer taraftan; 657 sayıl Devlet Memurları Kanununun 94 ncü maddesinde; “Devlet memuru bağlı olduğu kuruma yazılı olarak müracaat etmek suretiyle memurluktan çekilme isteğinde bulunabilir. Mezuniyetsiz veya kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın görevin terk edilmesi ve bu terkin kesintisiz 10 gün devam etmesi halinde, yazılı müracaat şartı aranmaksızın, çekilme isteğinde bulunulmuş sayılır.”

 “Çekilmek isteyen memur yerine atanan kimsenin gelmesine veya çekilme isteğinin kabulüne kadar görevine devam eder. Yerine atanan kimse bir aya kadar gelmediği veya yerine bir vekil atanmadığı takdirde, üstüne haber vererek görevini bırakabilir.”

 “Olağanüstü mazeretle çekilenler, üstüne haber vermek şartıyla bir ay kaydına tabi değildirler.” hükmü ve 97 nci maddesinde de; "Memurlardan mali ve cezai sorumlulukları saklı kalmak üzere;

“A) 94 üncü maddenin 2 nci ve 3 üncü fıkrasına uygun olarak memuriyetten çekilenler altı ay geçmeden, … Devlet memurluğuna alınmazlar.” hükmü yer almaktadır.

Bunun yanında, mezkur Yönetmeliğin 25 inci maddesinde; “Adaylar, yerleştirildikleri kamu kurum ve kuruluşlarına, Tercih Kılavuzu’nda yazılı olan belgeler ve KPSS Sınav Sonuç Belgesi ile birlikte atanmak üzere süresi içinde başvururlar.”

 

 

 

 

“Kamu kurum ve kuruluşları, atamaya yetkili amirin onayı ile beş kişiden oluşan bir sınav değerlendirme komisyonu kurar. Bu komisyon, atanmak üzere bildirilen adayları, aranılan nitelikler yönünden inceleyerek, nitelikleri uyanların atamalarının yapılmasını teklif  eder.”

“Ancak, atama için öngörülen koşullara uymayan veya gerekli belgeleri süresi içinde getiremeyen adayların atamaları yapılmaz.” hükmü yer almaktadır.

Yukarıdaki hükümler çerçevesinde, istifa eden Devlet memurunun yeniden atanması için geçmesi gerekli 6 ay sürenin başlangıç tarihinin istifanın onaylandığı tarih olduğu, merkezi yerleştirme sonucu ÖSYM tarafından bir kadroya yerleştirilen adayın atamasının yapılması için ilgili Kuruma başvuru tarihi itibariyle de bu sürenin dolmuş olması gerektiği düşünülmektedir.

 

 

 


Özet: İstisnai memurluklara atananların, istisnai memuriyetlerden başka kadrolara naklen atananların   ve  istisnai memuriyet kadrolarında çalışmakta iken çekilen veya çekilmiş sayılanların diğer kadrolara atanmaları halinde  bekleme süreleri hk.(25.7.1995)

 

Devlet Memurları Kanununun 97/A ve B bendlerinde memuriyetten çekilenler 6 ay, çekilmiş sayılanlar 1 yıl geçmeden yeniden Devlet memurluğuna alınamazlar hükmünün aynı Kanunun istisnai memuriyetlere atanmayla ilgili hükümleri karşısında uygulanıp uygulanamayacağı hususundaki tereddüt incelenmiştir.

Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 59 uncu maddesinde belirtilen istisnai memurluklara mezkur Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesine ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın tahsis edilmiş derece aylığı ile 48 inci maddede yazılı genel şartları taşıyanlar arasından memur atanmakta ve ilgililer hakkında 657 sayılı Kanununun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi dışında kalan bütün hükümleri uygulanmaktadır.

Bu itibarla, yukarıda sözü edilen bekleme sürelerinin istisnai memuriyetlere atanmada sözkonusu olmadığı, istisnai memuriyetlerden başka kadrolara naklen atamalarda da aynı esasların geçerli olduğu ancak istisnai memuriyet kadrolarında çalışmakta iken çekilen veya çekilmiş sayılanların diğer kadrolara atanmaları halinde ise bekleme sürelerine tabi olduğu mütalaa edilmektedir.

 

 

Etiketler : ,